Toplumun birincil sorunu, lümpen sınıfın giderek ön plana çıkmasıdır.
Tanımında belirtiği kadarıyla… Lümpen; İçinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan, mensup olduğu sınıfın insanlarından kendini üstün göstermeye çalışan, bu yolda itici tavır ve tutum sergileyenler manasında ifade edilirken günümüzde bu tanımın içine sığdırabileceğimiz o kadar çok insan var ki, yakın çevremiz bunlarla dolu.
Marks ve Engels‘in 1854’te literatüre dahil ettikleri bu sınıflandırma tanımını günümüzde her alanda görüyoruz. Her ne kadar onların çalışmalarındaki halinden çok ötede aşırı bir kıvam almış olsa bile git gide çoğalan bir yapıya doğru yönelişin biçimi olarak karşımızda.
Meselenin Marks ve Engels tarafından sosyolojik ve felsefi tanımına yani lümpen proletarya kısmına abanmadan, bugünkü haline değinerek devam edelim.
Solcusundan, sağcısına hatta ideolojik yaklaşımlardan uzak kalmaya gayret edip ancak kendisinin bile farkında olmadan herhangi bir akımın parçası haline gelmiş çoğunluk var.
İdeolojik ideallerinden uzaklaştırıldığını, hayatın her alanına yönelik kendi bakış açısından çok farklı yönleriyle savrulduğunun farkında olmayan kitleler.
Tüketim alışkanlıklarıyla esir alınmış, edebiyatta, tarımda, sağlıkta, siyasette, iş hayatında, teknolojide ve akla gelebilecek her alanda ve manada üretilenleri miras yedi alışkanlıklarıyla sürekli tüketen, belli bir duruşu veya tavrı asla gelişmemiş gelişememiş yığınlar…
Bu güruhta mensubiyet şuuru hak getire. Onları itici kılan başlıca gösterge de bu mensubiyetlerinden ar etme alışkanlıkları.
Aksanlı konuşmak veya yöresel alışkanlıklardan arınarak ”çağdaş kimlik ve statü” edinme çabasındaki güruh. Kısacası aslını inkar edenler topluluğu.
Bizi biz yapan değerleri utanılacaklar(!) listesine dahil ettiğimiz ve bu listeyi her geçen gün başka başka, bizi biz kılan değerleri ekleyerek kabarttığımız sürece iki yakamızın bir araya gelmeyeceğini görmemiz gerekiyor.
İnternet dili kullanmak, asırlardır köylerimizde, oba çadırlarımızda yapılan yemeklerin, hamur işlerinin adlarını Fransızca veya İngilizce terimlerle zar zor eşleştirip yer değiştirip ”menülere” eklemlediğimiz sürece bizden cacık olmaz.
İlmi, fenni, bilimi, teknolojiyi bir yana bırakalım diyen yok. Ancak özümüzü ötekileştirip medeniyete eriştiğimizi zannede zannede geldiğimiz nokta işte burası.
Mesele, hububatın, sebzenin, hayvansal ürünlerin, yağın, yumurtanın, tavuğun organiği peşinde koşmak değil…
Kendimiz, birey olarak organik miyiz?


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!