Görüş açısında pus yok, sis yok.
Yassıada net biçimde görünüyor!
Belgeseller, o günlere ait filmler, yaşayan tanıkların aktardıkları kan donduran hatıraları ve uluslararası politik gerçekliklerin inkar edilemez neden/sonuç ilişkilerine rağmen…
1960-2021 aradan geçen 61 yılın sonunda demokrasiyi algılayış biçimimizle birlikte toplum sosyolojisi bakımından genel durumumuz;
Olguları ya görmezden gelerek yada sırf kişisel konforumuzun yok olacağı telaşıyla, dışarıdan basma kalıp hazırlanmış planlanmış biçimde sunulan, zerk edilen, pompalanan algılar üzerinden veryansın kartal escort etmek.
”27 Mayıs 1960’ı, davullar eşliğinde kutlayanlarlardan” bugüne aktarılan ”kin, nefret, iftira üzerinden kurgulanmış” algıların esiri, kölesi hatta mağduru ve ”zavallıları” olmaları arasında fark olmadığını görmek/görebilmek…
1980′i hazırlanışı ve sonuçları ile irdeleriz. Ancak mesele uzun gider. Sadece ”onların çocukları” olan darbeci generalleri gittikleri illerde, meydanları dolduranların ”bizim çocuklarımız zannederek; ”Kenan paşa, Kenan Paşa” haykırışları ile alkışlarken; ”nasıl bir kanlı tezgahın sonucunda pompalanan algı operasyonlarının aracı ve sonucu olduklarının farkında değillerdi. Meydanları dolduran halk, darbecileri alkışlamadığının, büyük bir komplo sonucu alkışlatıldığının farkında değildi” diyelim ve 1980 dilimini bu uzunlukta, kısa tutarak özetlemiş olalım.
Bugün o günden farklı mı?
Çok daha geniş detaylara yer verilerek kurgulanan ve sahaya sürülen bugünkü komplonun sadece aktörleri farklı o kadar.
Toplumun yumuşak karnı olan tüm hassasiyetler araç olarak kullanılıyor.
Dini inançlar, milli şuur, etnik köken aidiyet hassasiyetleri, ekonomi başta olmak üzere konformist algılara yönlendirilen genç kuşaklar, aile yapısı ve bütünlüğünü, cinsel tercihler, doğa ve hayvan sevgisine dair hassasiyetler, müzik sanat evrensel değerler, ideolojiler arasındaki geçişkenlik unsurları, teknoloji, eğitim sistemi gibi toplumun öncelediği tercihler ve Türk toplumunun üzerindeki başlıca belirleyici etkenlerin tamamı manipüle ediliyor.
Bunun deneyimini 1960 ve 1980’de yapanlar biliyorlar ki,
Algıları üzerinde bu denli ”tepinmeye” açık haldeki toplumun, sürekli tahrik edilen ancak sınırlı tatmin edilebilen öncelediği hassasiyetleri, olgulardan beslenmesinin önüne geçiyor.
Onların bu sürekli yineledikleri oyunlarında her defasında aynı senaryoyu önümüze getirdiklerini biz ne zaman fark edip, ne zaman elimizin tersiyle iteceğiz?
Nefret dilini körükleyen iftira söylemlerine kapatılacak her kulak, milli bütünleşmeye açılacak bir çift gözün açılmasını sağlar.
1960’da ve 1980’de amaçları, bizi yönetebilmeyi ve sömürebilmeyi devam ettirmekti.
Bugün tek bir amaç çerçevesinde, tüm imkanlarını BİZİ BÖLEBİLMEK için seferber etmiş durumdalar! Konu bu kadar açık, net ve tartışmaya kapalıdır.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!