Siyasetin halkla helalleşmesi, sandıkta olur.
Sandık, geleceğe yönelik güveni yansıttığı gibi geçmişe dair hesabın kesildiği yerdir.
Helalleşme ise bireyseldir ve kişiler arasında olur.
Kamu adına, kişisel hak helal etmek diye bir şey söz konusu olamaz.
”Siyaseten kamudan helallik istemek”, düpedüz hamasettir.
Siyasetçi bireysel hatalarını, yanlışlarını kamuyla paylaşıp bunlardan doğan sonuçların vebalini üstlenme erdemini gösterip, bu samimi itirafının karşılığını kamudan almayı beklemeye koyulur.
Önce itiraf gerekir!
Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği biçimdeki ”helalleşme yolculuğu’‘… Hamasetin dik alasıdır.
Kendisini farklı bir mübalağa ile cumhuriyet tarihinin, siyaset alanındaki Fevkalbeşer‘i olarak göstermeye çalışıyor.
Esasen vermek istediği mesajın adresi tabi ki, halk değil. O işin hamasetten ibaret yanı.
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için farklı isimleri parlatan, öne çıkaran adreslere gönderdiği bu içi boş zarf sayesinde, kendisinden başka isimlerin gündeme getirilmesinin önünü almaya yönelik bir çıkış sergilemiştir.
Siyasi ikbal uğruna halkı bu polemiklere alet etmek için bir sürü antin kuntine ne gerek vardı?
Helalleşme konusunda gerçekçi, samimi ve içtense;
Tek başına, Anıtkabir’e gidip 2010’dan buyana işlediği bütün günahlarını itiraf edip helallik istedikten sonra hiç kimseye mesaj, mektup, zarf göndermeye gerek duymaksızın, ”helalleşmiş” olmasa bile ”hafiflemiş” CHP Genel Başkanı olarak işine gücüne bakacaktı..
”O” n’aptı?…
Kamuoyuna, daha geniş kapsamda ve daha yoğun biçimde youtuber olarak etki edebileceğini Sedat Peker‘den örnek almış, ana muhalefet lideri olarak hamasi söylemler eşliğinde bahsettiğimiz çevrelere aba altından sopa gösterme ucuzluğunu tercih etti.
Kitlesine, tabanına en iyisini hayal diye sunup, en kötüsünü yaşatmaya kararlı bir muhalefet lideri.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!