CHP…! Tabanı…!
KılıçdarOĞLU, İmamOĞLU ve KaftancıOĞLU;
Üçlemesi üzerinden dizayn edilen, her biri ayrı stratejiler ve senaryolar üzerinden kurgulanan ”kumpaslara” ayak uydurmayı ve sessiz kalmayı sürdürdüğü sürece…
Türkiye’ye yönelik alehte tasarlanan/tasarlanmış senaryoların, tezgahların, kurgulanan oyunların figüranı olur.
Atatürkçü, ulusalcı yönlerine dahil ettiği sosyal demokrat damarıyla birlikte; oy kaygısı, iktidar kompleksi nedir bir yana bırakarak ”mevzubahis vatansa” ile başlatacağı özüne dönüş sayesinde CHP’yi kurtarmakla kalmaz Türkiye’nin kurucu iradesiyiz söyleminin yanına, ”koroyucusuyuz” brövesini de eklemiş olur.
Varsın CHP iktidar olmasın. Varsın bilmem kimler Milletvekili olamasınlar. Kaybetmiş olmayacaklar aksine kazanmış olacaklar.
CHP tabanına, bildiğini unutturuyorlar!… CHP iktidar olmasa bile, devlet yönetiminde her daim söz sahibi olmuştur. Ayrıntısına girmeye gerek olmadığından eminim.
Ancak, CHP tabanına son dönemde enjekte edilen; Osmanlıca’dan bugüne aktarılan ve Şematet diye geçen, psikoloji literatüründeki Almanca tanımıyla Schadenfreude; ”Başkalarının mutsuzluğundan ve başarısızlıklarından mutlu olmaya dair davranış bozukluğu hali”…
Bu durumun nedenleri uzman psikologlar tarafından; saldırgan tutum, rekabet ve adalet olarak üç ayrı temel başlık altında izah ediliyor. Her biri kendi içinde farklı biçimlerde, gurup kimliği içinde açığa çıkan duygula ve sadece karşı tarafın kaybedeceğine yönelik ön yargı biçimindeki iddialar eşliğinde onlar ve biz gibi keskin hatlar; rekabette iftira ve nefret eşliğinde geliştirici amaçlardan uzak bireylere veya karşıt kabul edilen guruplara karşı algılardan ve empozelerden yola çıkan iddialı davranışlar sergilemek, Engin Altay’ın dile getirdiği örnekteki gibi; Adalet tanımlamasında ise ön plana çıkan en anlaşılır basit haliyle ”oh olsun” veya ”bunların hepsini hak ettin” yargısı eşliğindeki karşıdakinin tökezlemesi durumunda dile getirilen içsel memnuniyet.
Bu duruma dair nedenler ise, birikmiş olan kıskançlık, kendine güvensizlik, aşağılık duygusu ve bencillik olarak gösterilmekte.
Anlıyorum. Detaya girdiğimizde mesele uzun gidiyor. Ancak ne olursa olsun bazı noktaları aydınlatmak, aktarmak gerekiyor.
İşte CHP’nin uzun yıllar iktidarda olmamasını veya iktidarın nimetlerinden faydalanma noktasında yer almamış olmasını bazen vaat, bazen ideal, bazen hırs olarak tabanına izah edebilirdiniz. Ancak son on yıldır, olması gereken ama engellenen bir yükseliş ile birlikte ”iktidar hakkının elden alınışı” olarak empoze edilmekte.
Tabanın gözü öylesine karartılmakta ki, ”iktidara giden her yol mübah” anlayışı eşliğinde ulusalcı, vatan sever, vatan millet uğruna gözünü budaktan esirgemeyen kitlelere, PKK’nın sözcülüğünü yapan HDP ile ittifak dahi siyasetin olağan seyri olarak kabul ettirilmiş durumda.
Daha düne kadar ”F Tipi Yapılanma” diye kıyametleri koparanlar, FETÖ’nün 15 Temmuz hain girişimine ”kontrollü darbe” biçiminde yaklaştırılıyor.
Kıbrıs Barış Harekatını sahiplenerek on yıllardır övünen CHP tabanı; Doğu Akdeniz’de, Mavi Vatan’da tam tersi argümanları savunan ve Suriye sınırındaki askeri harekatları eleştirir hale getiriliyor. Hatta buna sınır ötesindeki terör kamplarına yapılan operasyonlar dahil…
Demirtaş‘ın cezaevinden, PKK ele başlarının Kandil’den verdikleri mesajlara, talimat ehemmiyeti göstererek en geç iki saat içinde ”kayıtsız uyulacağını” belirtir biçimde hareket eden genel başkan ve o söylemleri siyaset jargonuyla topluma tercüme edenler için ”HANGİ CHP’li, BU BENİM GENEL BAŞKANIM VE BUNLARDA GENEL BAŞKAN YARDIMCILARIM” der/diyor/diyebilir?
Meral Akşener‘in dizayn ettiği ve Akşener’in, İYİ Parti’den çok CHP ile ilgili konularda gündeme gelerek CHP’nin yönünü çizdiği bir hal bu hal.
Bu yeni CHP!… diyenlere sözümüz yok. Yeni CHP’yi bu biçimde konuşlandırıp, tanımlayanlara da sözümüz yok.
Bizim sözümüz; CHP’lilere!


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!