Hadi gelin, uzun bir aranın ardından bugün yine düşmancası domestic, Türkçesi yerel takılalım.
Tekirdağ’ın bazı ”mümtaz” insanlarından teşekkül gurubun, bir araya gelerek akşam yemeğinde buluştuklarını öğrendim.
Yemeğe katıldığını öğrendiğimiz isimleri yakinen tanırız, biliriz.
İçlerindeki bir kaç istisna hariç diğerleri;
Yaralı parmağa işemezler!… Tavşan boku gibi ne kokarlar nede bulaşırlar.
Ne maksatla, hangi nedenle bir araya geldiklerini bilmem, bilmekte istemem.
Bunca hayati ve ulusal mesele arasında bunlara ayıracak zamanım olmadığı gibi sizleri de böylesi haybeden ıvır zıvırla meşgul edecek halim yoktu.
Ancak yerel basında rastladığım kadarıyla, ”Tekirdağ’ın önde gelen simaları, Tekirdağ’ın iş ve siyaset alanında önemli görevler almış duayen isimleri ve hatta kanaat önderleri” olarak lanse edilmeleri dikkatimi çekti.
Yapmayın arkadaşlar!… Yıllarca Tekirdağ’ın kaymağını yemiş ama doymamış, günahlarını bile bu şehre değil gidip oraya buraya bağışlamış herifi altı okka etmeye bir son vermenin zamanı çoktan gelip, geçmedi mi?
Tekirdağ için dünden, bugüne ve geleceğe dair, N’apmış bu ”kanaat önderi, mümtaz şahsiyet, ileri gelen insan” diye baş tacı ettiğiniz adamlar? Bırakın bu işleri!
Tekirdağlılar, hepsinin cemaziyel evvelini bilirler. Tekirdağ’a sonradan gelenler de onları yakından tanıma fırsatını çok kısa sürede elde etmişlerdir.
İstisnalar hariç; diye belirttiklerim kendilerini bilirler ve diğerlerinden kendilerini mutlaka ayrı tutacaklardır. Ancaaak, diğerlerinden her hangi biri çıkarda laga luga edecek olursa; BUYURSUN VEYA BUYURSUNLAR BURADAYIM!
İşte o zaman bakarız/görürüz ”mümtaz insan, kanaat önderi, ileri gelen” kimmiş, kime denirmiş.
Anlamadığım şu… Bizim Tekirdağ’da garip bir hal var. Acaba diğer yerlerde de durum aynı mı?
Oralarda da… Çalana, çırpana, hak yiyene, yaptığı işlerde illaki bir antin kuntini olana, burnundan kıl aldırmayana, küçük dağları ben yarattım edasında ortalarda salınan burnu büyüğe, yaralı parmağa işemeyene, arkasından etmedik lakırdıyı bırakılmayıp yüzüne karşı yalakalık edilene, tavşan boku misali ne kokar ne bulaşır olana, normalde ortalarda görünmeyip siyaset zamanı veya meslek odası seçimlerinde piyasa çıkan dönem adamlarına; kitabın ortasından konuşmak gerekirse ”ne emmeye ne de gömmeye gelmeyenlere”… Bizim Tekirdağ’daki gibi yaltaklanılıp, hak etmedikleri itibar verilip ADAM YERİNE KOYUYORLAR MI?
Arkadaşlar…
O zaman bizim memleket (TEKİRDAĞ), her ne haldeyse, ünvan üzerine ünvan verdiğiniz, yere göğe koyamadığınız bu herifler yüzünden bu halde demektir!
İçlerinden en genci, Tekirdağ’ın en az 50 senesindeki siyasi ve ticari işlerin hepsinin bir tarafından tam göbeğinde olmuş isimler bunlar.
Hangi iş kolunu sayarsanız bu isimlerden en az bir ikisine rast gelirsiniz.
Ama kabahat onlarda değil ki, Onları hala alttı okka eden bizlerde!… Deveye diken misali.
Valla bu dediklerimi isteyen istediği yerinden veya kendi üzerine alsın/algılasın. Kitabın tam ortasını açtım bunlar denk geldi.
Çarşı boydan boya!…
Ya, arkadaş; Bir saat önce birisi ile ilgili dedikodunun dibine dibine vuruyoruz. Adamın neyi var neyi yok hallaç pamuğu gibi atıyoruz. O mekandan çıkıp işe güce dağıldıktan sonra sosyal medyada ne görelim?… Bir kaç saat önce kaynattığımız ” o mümtaz şahsiyet” hakkında övgülerrr, güzellemelerrr Allah, Allah abicim çekmeler, başarılı iş adamı, hayır sever insan, fakir fukara dostu ilan etmeler, daha ne yalakalıklar, ne yağdanlıklar. Ulan, daha bir saat evvel birlikte aynı adamın ne hırsızlığını bıraktık, ne şerefsizliğini!
Vesselam kaypaklık almış başını yürümüş.
NOT… O yemeğe katılanlar arasında ”elinde büyüdüğüm” bir kaç istisna dışındakiler; Söyleyecek sözü olan varsa buyursun!


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!