FETÖ’nün, Amerika Birleşik Devletleri’nin Nevada Eyaletinde düzenlediği toplantıda;
Türkiye’den giden; Başta süt, makarna, peynir olmak üzere un ve yağ gibi temel ihtiyaç maddeleri üreticisi bazı fabrikaların sahipleri veya en üst düzey yetkililerine verilen talimat; ”Mal üretmeyin, ürettiklerinizi stoklarınızda tutun”.
”Devlet nerede, bu gibi faaliyetlerden habersiz mi?”… Devlet habersiz olsaydı, bizde bunu köşemizden uluorta yazamazdık. Değil mi?
Tüm bu olanı biteni FETÖ‘ye mi yüklemeli?… Sorusuna cevap vermek gerekiyor.
Hiç uzatmadan…
Devlet; Vakti zamanında 15 Milyon Dolar rüşvet alıp faiz arttıran Merkez Bankası Başkanı’nı da, 4 yüz bin Dolar rüşvetle ”Karadeniz’de petrol rezervi yok” raporu yazan bürokratı da ve hatta ”Türkiye’de durumlar biraz karışık, siz kendi kotasyonlarınızı dengeleyin” demek suretiyle yabancı fon yatırımcılarının midelerini bulandıran Maliye ve Hazine Bakanlarını da, Türkiye’ye yatırım yapacak/yapan yabancı sermaye çevrelerine çemkiren, Türkiye’de can güvenliğiniz yok vatandaşlarınızı Türkiye’ye göndermeyin diyen ana muhalefet liderlerini de biliyor, ABD Büyükelçisi ile haftalık toplantılarda bir araya gelen parti genel başkanlarını da biliyor.
Ve yine bu Devler; İstanbul Boğazı’nın, Anadolu yakasındaki o meşhur yalıda yapılması planlanan ve İstanbul sermayesinin en önde gelen bazı sermayedar aileleri, gurupları ve ”baronlar” ile yenilecek yemekte hangi siyasetçinin, hangi nedenle davetli olduğunu bilmekle birlikte konuşulacak konu başlıklarını da biliyor.
Devlet daha başka neleri mi biliyor?
Fransa’da sarı yeleklilerin aylarca Paris sokaklarını yakıp yıkmalarına rağmen Fransa’da faizlerde oynama olmazken, Türkiye’de gezi kalkışmasıyla başlayan ilk döviz kuru artışının nedenlerini, faizlerin bir gecede neden arttığını da biliyorken, şimdi ahkan kesen Ali Babacan‘ın o dönemde faizin yükselişinin önüne, dövizin artışının önüne neden geçemediğini de biliyor.
Devlet, tavşanı kağnı arabasıyla takip eder ama sonuçta yakalar.
Mevcut ekonomik gelişmelerden, şartlardan hiç kimse hoşnut değil. Ancak bu olumsuz şartlar tüm dünyayı kasıp kavurmakta. Kıyas kabul etmeyecek gerçekler ortada. İtidalli ve özüne yönelmiş toplumlar, dirayetli devletler bu süreci en az hasarla atlatacaklardır.
Aksi halde…
Ne değişir?
Dolar, 24’e veya 25’e sabitlenir. Faiz yüzde 11i, 12 veya 13 olur. 2023’de hükümet değişir. Fabrikalar açılır, kapanır. Çin gibi olacağız hayalleri pompalanır. Batıyla her manada entegrasyon masalları devam eder. Hükümet kabinesinde bakanın biri gelir diğeri gider. Koalisyonlar kurulur, dağılır ve neticede devam edecek bu beş bilemediniz on yıl gelir geçer.
Bakmışsınız değişen hiç bir şey olmamış ve biz yine uçurumun ucundayız.
Hükümeti, iktidarı değiştirmekten önce kendimizi değiştirmeyi neden hiç düşünmüyoruz?
Sonuç!…
Pizzayı yuvarlak yapıp, üçgen dilimlere ayırıp, kare kutuya koymak. Kare, dikdörtgen binalar inşa edip adına daire demek gibi bir durumdan ibaret.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!