Kılıçdaroğlu, 9-13 Ekim tarihleri arasında çağırıldığı ABD’de olacak.
Bu geziye dair yapılan açıklamada, Kılıçdaroğlu’nun ABD’de bir takım temaslarda bulunacağı kaydedildi.
O mu bir takım temaslarda bulunacak yoksa birileri onunla mı bir takım temaslarda bulunacaklar?
Doğrusu işin o kısmı oldukça muammalı bir durum.
Şofar’ı kimin öttürdüğü meçhul!
İyi de Şofar‘ı ABD’dekiler öttürüp Kılıçdaroğlu’na çağrı yapmışlarsa ve dönüş yolunda kendisine bir Şofar hediye verirlerse işin o kısmında büyük sıkıntı var demektir.
”Taa oralara çağırmalarına ne gerek verdı, Türkiye’de de hediyelerini takdim edebilirlerdi, Kılıçdaroğlu gün aşırı bir takım Büyükelçilerle zaten bir araya geliyor.” diye akıllardan geçebilir. Ancak bu işler öyle olmuyor.
Biz dönelim Kılıçdaroğlu’na hediye etmelerinden kaygılandığımız Şofar‘a…
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, 2002 17 Ocak‘ta ABD Başkanı George W. Bush ile Beyaz Saray’daki görüşmesinin ardından yine ABD’deki bazı guruplarla, lobilerle bir araya gelmişti.
Ecevit’in en son görüştüğü kişiler ona kocaman bir boynuz hediye etmişlerdi. Bu boynuz Yahudi kavimlerinin öttürerek birbirlerini desteğe, beraberliğe çağırdıkları ŞOFAR! adı verilen boynuzdu.
Şofar, belli bir ritimlerde çalınır, Yahudilerin kutsal günlerinde çalınır ve (T) (Ş) (R) biçimindeki belli çalınma sistematiği vardır. O kısımlara girerek uzatmaya gerek yok.
Ecevit’e hediye edilen Şofar‘ı, Türkiye’deki basın ”barış boynuzu” olarak tanıttı, anlattı. Oysa Yhudiler bunu komşu kabileleri savaşta yanlarında olmaları için davet, çağrı adına ötürerek diğerlerini yardıma, dayanışmaya çağırmak adına kullandıkları gözden kaçırılmış oldu. Çünkü kocaman bir boynuz dikkatleri hediye bile olsa çekmeye yetmiş ve merak edilmişti.
Ecevit’in, ABD’den dönmesinin hemen ardından bir kaç ay geçmişti ki, İsrail, onlarca Filistin’linin canına mal olan ani bir saldırıda bulunduğunda Başbakan Bülent Ecevit; ”İsrail katliam yapıyor.” açıklaması yapmıştı.
İşte bu açıklamasının ardından bir kaç gün sonra Başbakan Ecevit aniden ve acil olarak aşırı ağrıları nedeniyle hastaneye kaldırılıyordu.
Bir kaç gün hastanede kalan Ecevit taburcu ediliyrdu edilmesine ancak yedi gün sonra tekrar acilen hastaneye kaldırılacaktı… Daha kısa süre önce basında som derece sağlıklı olduğu, enerj yüklü olduğu haberleri yazılan, söylenen Ecevit için aynı basın; son derece yorgun, bitkin olduğunu yazmaya hatta kemiklerinin oturduğu yerde kırılmaya başladığını elden ayaktan düştüğünü yazmaya başlamıştı bile. Hatta daha da ileri giderek Ecevit’in ”altının bezlendiği” yönünde aşağlayıcı hakaretlere varan alçakça haberler dahi çıkartılmaya başlanmıştı.
Bu arada DSP‘nin parçalanması için düğmeye basılmıştı… Çırağan Sarayı‘nda bir araya gelen tamamı Türkiye dışından bir geceliğine gelmiş olan 47 kişi toplantıdaydılar. Baba Jak Kamhi‘nin davetlisi olan bu insanların dışında o geceki toplantıda yer alan tek Türk’ün(!) İsmail Cem İpekçi’nin olduğu ”söylenir/söylendi veya biz öyle biliyoruz/öyle diye duyduk!
Ertesi sabah bu 47 kişi sessiz sedasız Türkiye’den ayrılırlar. Hemen ardından Bodrum’a yanaşan lüks yatın sahibi olan başka bir Yahudi asıllı milyarder, çok önemli ve tanınan bir Türk iş insanı ile bu lüks yatında görüşür. O sırada NATO Avrupa Kuvvetler komutanı ve ABD Genelkurmay Başkanı ardı ardına Ankara’da ziyaretlerde bulunmak üzere Türkiye’ye geliyorlardı. CIA temsilcileri, Ortadoğu şefleri peş peşe Esanboğa’ya inip kalkan uçaklardaydılar.
Hatta o dur ki, o lüks yatın sahibi, Türkiye’nin tanınmış kişisini alıp Yunanistan’ın Sisam adasına götürdüğü ve orada ABD Başkanıyla bir araya getirdiği!!! Söylenir!!! veya biz öyle duyduk!!! öyle biliyoruz!!!
Sonrası malum.
Bunlarla Kılıçdaroğlu’nun ABD’de gerçekleştireceği ”temaslarıyla” nasıl bir ilinti olabilir?
Biz Ecevit’e hediye edilen o boynuzun adını anlı, şanlı Türk basını sayesinde Şofar ve ”barış boynuzu” diye bildik ya hani…
İngilizce, So far, Türkçesi ”buraya kadar” la karıştırmış olabiliriz.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!