”Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık”
Bu cümleyi hamaset zannıyla slogandan ibaret diye hafife alanlar; İnancın sosyolojinin merkezi olduğunu ya bilmediklerinden ya da kavrayamadıklarından dolayı bu yönlü tarif ederler.
Oysa din ve inanç konuşamadan sosoyolaji ve diplomasi konuşmak imkansızdır. Hatta dinsiz toplumlarda dahi dini sosyolojinin merkezinde isteyerek veya istemeden bilerek veya bilmeyerek oturtmak zorundasınızdır.
Müslüman!…
Koyulduğu savaşa, Peygamberine kavuşacağını düşünerek başlar ve devam eder.
Peygamberine koşan Müslüman’ın zihni, normal zamanda koşan ve önüne çıkan uçurumun kenarında durabilen insanın aksine boşlukları, engelleri görmez. Ne kopacak kolu, ne yaralanacağı ne de öleceği endişesine kapılmadan savaşa devam eder.
Şehit olan öleceğine inanan insan değildir!
Onun gözündeki son fotoğraf ”yarın peygamberinin yanında olacağı karedir”. İşte bu son fotoğrafı gören insan için savaşın koşulları içindeki acıların hiç bir önemi yoktur. Öyle ki, yediği/ona isbet edecek/eden ok veya mermi, şarapnel parçası onun beynindeki algıya yetişemiyor.
Hal böyle olunca normalde akson ve dendiritler arasında ölüm anında hissedilen realistik acıyı dahi hissetmeyen şehitlerin zihinlerindeki o fotoğrafta asla böyle bir şey yoktur.
Froynd’un da içinden geldiği ”dinin afyon olduğu” yönündeki anlayış;… Din inanç mekanizmasıyla hareket eden toplumların pisikolojik literatür bağlamında atacakları her adımda korkusuz bir ümit sayesinde başarılı olacağının karşılığı olan doğu jargonunu çökertip sekteye uğratabilmek için dinden sıkılan batı düşüncesine farklı bir fikri adapte edebilmek zorundadır.
Bu bağlamda hedef; Size basit mutlulukları empoze ederek geleceğe dair bütün beklentilerinizden vazgeçin, bugün şimdi hemen elde edeceğiniz zevklerin tadını çıkartmanızı sağlık verip yarına dair her şeye afyon diye yaklaşmanızı teşvik eden önerme sayesinde işin içinden sıyrılın diyerek toplumun elinden geleceğe yönelik ümitleri almak…
Oysa en başında söz ettiğimiz gibi;
Geleceğimizi sağlam temellere oturtma adına koyulduğumuz savaşın içinde, beyinlerimizdeki fotoğraf karesi sabittir ve değiştirilemez.
Ne kaybedeceğimiz uzuvlarımız ne de yiyeceğimiz ok, mermi, şarapnel parçası hiç umurumuzda bile değil.
Çünkü biz bu uğurda, bugün bile şehit edilecek olursak; Yarın nerede ve kimin yanında olacağımızı biliyoruz.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!