Dünden devamla…
Ne zaman ki, Erdoğan;” biz seçilmiş hükümetiz, ekonomimizi de biz yönetiriz” dedi işte çanak çömlek o zaman darmadağın oldu.
1875’de başladıkları ekonomik söz sahipliği ile birinci ve 1908’deki yarattıkları buhranla Osmanlıya ikinci çöküşü yaşatan dönemin süper güçleri İngiltere ve Fransa, 2. Dünya Savaşı sonrası güç dengesini eline geçiren derin ABD bu çıkışı hazmedecek değildi.
İsimler değişmiş olsa da senaryo değişmiyordu.
Öncesinde ekonomiyle başlattıkları işgal sürecini ”İstanbul’u askeri güçleriyle işgal ederek” tamamlamışlardı.
”Erdoğan ne yapıyordu, bu nasıl bir cesratetti, tarihten hiç mi ders almamıştı?” Şaşkınlıklarını çabucak atmaları ve derhal tedbir almaları gerekiyordu.
Ancak Erdoğan onlara bu toparlanıp tedbir alma fırsatını sağlayacak tüm çıkış yollarını birer birer kapatıyordu.
Türk ordusunun içindeki onların derin köklerini sökerek başladığı bu operasyona, ekonomideki asıl hedeflerle devam etmekte kararlıydı.
Ardından eğitim sisteminden ve yargıdan devam edeceğini açık açık ifade ederek küresel çeteye karşı her geçen gün dozunu arttırdığı meydan okumalarıyla devam ediyordu.
ABD’nin 1949’da İnönü‘ye imzalattırdığı ve o tarihten bu yana hiç bir hükümetin, bakanın ortadan kaldırmaya cesaret edemediği,Türk Eğitim sisteminin işgali anlaşması Fullbright‘i yırtıp atacağını ve Türk Eğitim sistemini adının başında yer aldığı gerçekten Milli hale dönüştüreceğini haykırdı.
Erdoğan bu seferde; ”İbn Haldun mukaddimesini okumayan, bilmeyen siyaseti ve sosyal bilimleri anlayamaz!”… Çıkışıyla öyle bir mesaj veriyordu ki, sen, ben, biz bu mesajın derinliğini anlayamasak bile onlar çok iyi anlamışlardı.
Trump, ABD başkanı seçildikten önce, adaylık döneminde sözünü ettiği ABD ekonomisine ne şekilde canlılık getireceğini her yerde birinci madde olarak söylüyordu. Ve öyle de yaptı. Nasıl mı?… Arthur Laffer isimli bir ekonomistin grafiğe döktüğü İbn Haldun‘un önerisi sayesinde! Laffer bunu kendi ağzıyla da söylemişti.
İbn Haldun, önerisinde devletin uyguladığı vergilerdeki dengeden söz ediyordu. Bahsi uzun gider. Ancak kısaca ifade etmek gerekirse… Trump öncesi ABD’de şirketlere uygulanan vergi yüzde 35 ken, yüzde 21’e düşürüldü ve Çin’e kaçan yatırımcılar ve hatta bilim insanları birer birer ABD’ye dönme eğilimi göstermeye başlamışlardı. Çin bu uluslararası yatırımcı gücünü düşük maliyetler ve vergilerle elinde tutarak uzaya açılıyor, dünyanın ikinci büyük ekonomisi oluyordu.
Trump, ABD derin devletini yöneten güçlerle girdiği bu savaşı neredeyse kazanmak üzereydi ki Korona ortaya çıktı. Kapanma tedbirleri ile evlere hapsedilen dünya bu şok dalgasının farkına varana kadar geçen sürede olan olmuş Trump ve derin ABD ekonomik savaşında güç dengesi mecburen el değiştirerek Trump mağlup edildi.
Daha bir kaç gün öncesi İbn Haldun’un mukaddimesinden söz eden Erdoğan‘ın mesajı şimdi, sizler, bizler tarafından da net biçimde anlaşılmıştır diye umuyorum.
Erdoğan, yeni mesajını dün gittiği Afrika’dan ”2. dünya savaşının galibi olan güçlere paça bırakmayacağız” mahiyetindeki sözleriyle veriyordu.
İşte bunun içindir ki, birinci yazının başında söz ettiğimiz gibi ”olayların lokal boyutundan öte tarihsel süreci ile ele alınması ve idrak edilmesi gerekir.” dedik.
Senaryo değişmiyor. Baş roller değişse bile figürasyon aynı.
Ekonomi, eğitim ve yargı kurumları gerçek manada özüyle, sözüyle, yaptırımlarıyla milli olursa diğer tüm kurumlar aynı rayın üzerinde tıkır tıkır işler.
Ancak ülkenin başta siyasetçileri, eğitimcileri, yargı mensupları, bilim insanları, yazarları, çizerleri, sanatçıları milli olacaklar ki kurumlarda bu şuuru benimseyerek geleceğe yönelik adımlar atabilsinler.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!