Onları hiç kimse tanımadı, hiç kimse varlıklarından haberdar olmadı.
Türk istihbarat tarihinin özellikle Osmanlı’nın değişik dönemlerinde görev yapmış önemli birimlerinden bir tanesidir…
İSTİHBARAT-I MECZUBİYE ELEMANLARI!
Halk arasında meczup diye tabir edilen, garip kılık, kıyafetli kimselerdi. Bunlar halk tarafından; evliya, ermiş, deli, aklını yitirmiş, dilenci, sefil, dervişler olarak adlandırılırlardı.
Her meczup bu teşkilata ait değildi. Bu ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekir. Meczupluk ayrı meczubilik ayrı kavramalardır.
Meczubilik bazı tekkelerde; Yeseviye, Mevlevi, Bektaşi, Melami, Bayramiye gibi ekollerinde ”sırri” bir ekoldür. Buradan anlaşılacağı üzere, meczubi ekolünden ve öğretisinden olmak için, meczup olmaya gerek yoktur.
Hepsi dünya hayatının bir imtihan önemsizliğinde önemini de bilip, kendi yaşantılarını, bilinen dünya hayatı sistemi dışında yaşayan gönüllü dervişlerdi. O düstura göre yaşarlardı.
Onlara her köşe başında, bazen bir ağacın altında bazen herkesin devam ettiği kıraathanede, işlek bir caddedeki duvarın dibinde rastlamak mümkündü.
Bu birimin başı ”Şehir Başı” tüm şehrin başı olup, (Meczubi Dedesi) diye bilinirken onun altında da ”Semt Başı” olan o semtteki Meczubi istihbaratçılardan sorumlu olan kişi gelmektedir.
İSTİHBARAT-I MECZUBİYE nasıl işler?
Her birib yeminli dervişlerdir/İstihbaratçılardır. Sadece Devleti ilgilendiren istihbaratları rapor ederler. Birileri bir sokakta veya bir kıraathane sohbetinde veya iki kişi bir sokakta ayaküstü birinin mahreminden bahsediyor ve bu istihbaratçılar bunu duyuyor olsalarda bu mahrem bilgiyi kendileriyle mezara götürecek sır olarak saklarlardı… Tasavvufi terbiyeyle yetişmişlerdir. Paraya/pula, makama ve mevkiye, şan/şöhrete önem vermediklerinden bu kıymetler nefislerinden ve zihinlerinden silindiği için ne satın alınabilirler ne de ölümle tehdit edilebilirlerdi. ”Sıramız geldiyse biz ölürüz, kalanlara selam olsun.” derler görevlerini yerine getirirlerdi.
Fatih Sultan Mehmet Han döneminde, “Meczuplar Ocağı” adı altında bir müessesenin işaret edildiği açık kaynaklarda yer almaktadır.
Sultan II. Abdülhamit Han tarafından kurulan Yıldız Teşkilatı içinde dönemine göre çok önemli görevler yapmış olan bu birim bir çok siyasi suikastlerin önlenmesinde, İngilizler tarafından İstanbul’a yayılması planlanan kuduz salgınının önüne geçilmesinde, Ermeni komitacılar tarafından çıkartılan yangınların önlenmesi ve faillerinin yakalanmasında çok önemli görevler yerine getirmişlerdir. Aynı birim kurtuluş savaşı döneminde işgal altındaki İstanbul’da çok yararlılıklar göstererek Ankara hükümetine faydalı olmuştur.
Bugüne dek isimleri ve kimlikleri hiç bir zaman ortaya getirilmeyen bu birim hakkında şimdilik kaydıyla bilgilendirmelerimizi bu girizgah kısmıyla tamamlarken;
”Kim bilir belki hala bu birimin elemanları aramızda görevlerine devam ediyorlardır!!!” diyerek onlarla ilk tanışmamızı noktalayalım.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!