Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) aldığı son karar, finans kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy tarafından kurulan ve TEFAS’ta işlem gören yatırım fonlarının alım ve satıma kapatılmasına; bunlardan 130 fonun ise Kurul tarafından belirlenecek yöntemle tasfiye edilmesine karar verildi.
Tasfiye kararı verilen 130 fonun toplam büyüklüğünün yaklaşık 826 milyar lirayı, yani yaklaşık 17 milyar doları bulduğu; yatırımcı sayısının ise 514 binin üzerinde olduğu hesaplanıyor. Rakamlar, kararın büyüklüğünü tek başına ortaya koymaya yeterlidir.
Peki yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bu karar ne anlama geliyor? Fonlar suç mu işledi? Öncelikle hukuki bir ayrımı doğru yapmak gerekir. Yatırım fonlarının tüzel kişiliği bulunmaz. Dolayısıyla ceza hukuku anlamında ”fon suç işledi” demek hukuken doğru değildir. Hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilecek eylemler varsa bunlar, somut fiillerine göre fonları yöneten veya piyasada işlem yapan gerçek ve tüzel kişiler bakımından değerlendirilir.
Son dönemde Borsa İstanbul’da yaşanan sert fiyat hareketleri, bazı fonlarda ortaya çıkan likidite sorunları ve katılma payı iadelerindeki gecikmeler ciddi biçimde tartışılıyordu.
Bunun yanında sermaye piyasasında manipülasyon ve piyasa bozucu eylem şüphelerine ilişkin yürütülen inceleme ve soruşturmalar da bulunuyor. Ancak burada önemli bir hukuk çizgisini korumak gerekir: Tasfiye edilen 130 fonun tamamının manipülasyona karıştığını veya yöneticilerinin suç işlediğini söylemek için kesinleşmiş yargı kararları bulunmadan hüküm kurulamaz.
SPK’nın idari ve düzenleyici tedbirleri ile ceza soruşturmaları birbirinden ayrılmalıdır. Dolayısıyla meseleye ”130 suçlu fon tasfiye edildi” şeklinde bakmak yanlış olur. Doğru ifade ve bakış açısı ise; SPK, sermaye piyasasının sağlıklı işleyişini ve yatırımcıların korunmasını sağlamak amacıyla son derece geniş kapsamlı bir idari tedbir alarak ilgili yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarını alım ve satıma kapatmış ve bunlardan 130’unun tasfiyesine karar vermiştir.” biçimine olmalı veya daha net/gerçekçi bir bakış açısı olur.
Bundan sonrası hukuk ve denetim sürecidir.
Varsa piyasa manipülasyonu yapan, yapay fiyat hareketleri oluşturan, yatırımcıyı zarara uğratan veya mevzuata aykırı hareket eden kişiler tek tek tespit edilmeli; idari sorumluluk ile cezai sorumluluk birbirinden ayrılarak hukuk çerçevesinde gereği yapılmalıdır.
Ezcümle;
Sermaye piyasası güven üzerine yaşar. Bu nedenle 17 milyar dolarlık büyüklüğe ve yüz binlerce yatırımcıya ulaşan böyle bir meselede esas olan; söylenti değil delil, genelleme değil bireysel sorumluluk, panik değil piyasa disiplinidir.
Son bir kaç gündür yaşanılan;
Tapınakçıların ve siyonistlerin Türk ekonimisine yönelik haçlı saldırısıydı.
Sonuç?
Türk Devleti Gereğini yaptı..!


BİR MİLLET, DEVLETİ İLE BİRLİKTE UYANDI..!