Bir futbol maçı deyip geçmeyin!
Tarih 13 Mayıs 1990 yer Zagreb’deki Maksimir Stadyumu, Dinamo Zagreb ve Kızılyıldız maçı… Yugoslavya iç savaşını sembolik olarak başlatan karşılaşma Hırvatisan’ın bağımsızlık savaşının ilk adımı olarakta anılır.
Maç başlamadan önce Sırp ve Hırvat taraftarlar arasında büyük bir kavga çıktı. Kavga maçın başlamasıyla tribünlerede de devam etti. Bariyerler yıkıldı saha meydan savaşını andırır hale geldi.
Dinamo Zagreb’li futbolcu Zvonimir Boban, Yugoslav polisin bir Hırvat taraftara uyguladığı şiddete karşı polise attığı uçan tekme ile simgeleşirken ülkenin dağılmasının da fitilini ateşleyen haraket oldu.
Bu maçtaki olaylar iki etnik gurubun arasındaki karşılıklı nefretin dışa vurumu olarak kalmayıp kısa süre sonra Hırvatistan ve diğer cumhuriyetleri ardı ardına bağımsızlıklarını ilan etmeleri ile birlikte Yugoslavya’yı bölnmeye götürecek olan iç savaşın fitilini ateşlemiş oldu.
Dünyanın değişik ülkelerinde futbol tribünleri üzerinden devam eden, etnik kökenlere dayalı veya sosyal statüye dair ayrımcılık güdülmekte. Buna dair en belirgin örnek İspanya’daki Katalonya bölgesinin takımı olan Barselona gösterilir.
Türkiye’de de futbol/spor kulübü üzerinden etnik ayrımcılık üzerinden sürdürülmeye yönelik atılan adım olarak tanımlanan gelişme ise; 1972’de kurulup ardından altı defa isim değiştirip son olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor olan isminin 2015 yılında TFF onayı ile yedinci defa ismi değişen ve resmi olarak Amed Sportif Faaliyetler adını alan ve bu sezon Türkiye Süper Ligi’ne yükselen futbol takımı üzerinden yapılandırılmaya çalışıldığı yönündeki iddialar veya görüşler almış başını gitmekte.
Diğer taraftan da Türkiye’nin şehir kulüpçülüğü bakımından en önde anılan Eskişehirspor, Sakaryaspor, Kocaelispor ve diğer başarılı şehirleri ile ünvanları bütünleşmiş spor kulüpleri arasında Trabzonspor’la birlikte, Türkiye Süper Lig şampiyonluğu bulunmasına rağmen 3 cü lige kadar düşüp yüz binlerce inanmış taraftarı sayesinde klasmanları tüm güçlükleri aşarak üst liglere ve layık olduğu Türkiye Süper Ligi’ne doğru emin adımlarla ilerleyen;
BURSASPOR!…
Son yıllarda sadece bir futbol takımı ve o takımın taraftarı olmakla yetinmeyen seyirci kitlesiyle birlikte milli, manevi değerleri önceleyen, iç saha veya deplasman tribünlerinde bu duyarlılığı her şart altında ortaya koyan müthiş bir duyarlılık akımının öncüsü olarak sahada ve sosyal hayatın içinde kasırga gibi esiyor.
Geçtiğimiz hafta, Diyarbakır’da oynanan Amed Sportif Faaliyetler ve Beşiktaş arasındaki maçın bir bölümünde her iki kulüp taraftarlarının Bursaspor’u hedef alan yakışıksız tezahüratları gündeme spor yönünün ötesinde toplumsal infial olarak damga vurdu.
Beşiktaş Çarşı Grubu, yayınladığı açıklamada bu olay ilgilerinin olmadığını çok uygun bir dille, gerektiği vurguları yaparak kamuoyu ile paylaştı. Beşiktaş’ın milli/manevi yönü ve rolü geçmişindeki şanlı tarihinde, sadece spor kulübü olamnın ötesindeki gerçekler unutularak böyle bir provokatif olaya neden ve kimler tarafından alet edilmeye cesaret edilir?… Bunun kokusu mutlaka bir yerden çıkacaktır!
Sahadaki rakabetin ötesinde, tribünlerdeki taraftarlar arasındaki duyarlılıkları organize eden, futbol kulüpleri üzerinden bir takım etnik kimlikleri alet ederek toplumsal kaos veya toplumsal iteaatsizlik yaratarak bu sayede toplumun sinir uçlarına dokunarak beşinci kol ve algı operasyonları ile toplum mühendisliği amaçlayan etkin girişimlere yönelik devletin çok daha net, çok daha etkin reaksiyon göstereceği mutlaktı.
Bu arada TFF Başkanı’nın yediği bir ”halt” var ki, yenilir yutulur cinsten değil.
Hakemlere direktif mahiyetinde, Amed Sportif Faaliyetler takımının maçlarında takdir haklarını Amed Sportif Faaliyetler lehine kullanmalarını açıkça dayatıyor. Bu dünyada eşi benzeri olmayan, bir ülkenin futbolunun başındaki ismin hakemlerine resmen şike/manipülasyon emridir!
Ezcümle;
İtidal, duyarlılık, sukunet ve devletin bu konuyu sadece bir futbol rekabeti olmanın ötesindeki tüm boyutları ile değerlendireceğine olan itimatımız çerçevesinde haraket ederek gelişmeleri izlememiz gerekiyor.
Girizgahta geniş biçimde yer verdiğimiz, Yugoslavya’nın iç savaşa sürükleniş ”bahanesi” en net ve belirgin örnek olarak karşımızdayken;
Tahriklerin ve algı operasyonlarının peşine takılmadan ancak nüanslarımızı ve milli duyarlılıklarımızı da göz ardı etmeden gelişmeleri yakından takip edelim.
Amed Sportif Faaliyetler’in bir şehri sportif yönden temsil edip etmediğinin, faliyetlerinin sadece sportif faaliyetlerden mi ibaret olup olmadığının, Türk Devleti’nin merceği altında olduğunu hiç kimse akıl ötesi yerlere evirip çevirmeye yeltenmesin!


BİR ERKEK KARISINI BAŞKA BİR ADAMLA NASIL HAYAL EDEBİLİR? ”ETTİRENE BAK!”