*Atatürk, 26 Haziran 1919’da Suud Kralına kendi ”el yazısıyla” çektiği telgrafta…
*Atatürk, Napaolyon’a yazdığı mektubunda…
*Atatürk, İngiltere Kralına elini öptürdüğünde…
Aslı astarı olmayan hurafelerle, sosyal medya paylaşımlarıyla Atatürk’ün hatırasına yönelik şizofren aptallıklara göz yumup sessiz kalarak, Dunnig Kruger Sendromuna tutulmuşçasına üzerine vazife olan konularda ”itinayla saçmalayarak” vazifesi olmayanlarda ise saçmalama ötesi gelişigüzel iftira ve günaha girme pahasına polemik yaratmakla ünlenen;
İlker Yağcıoğlu, CHP Süleymanpaşa ilçe başkanı!
Bugün hayatta olmayan tarihçi ve yazar Kadir Mısıroğlu merhumun üzerinden hareketle iftira kısmını tamamlayarak, T.B.M.M Başkanı ve Tekirdağ Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Şentop ile Haziran ayı saçmalama kotasını doldurmuş.
Mustafa Şentop, Kadir Mısıroğlu’nun cenazesine katılmış. Kadir Mısıroğlu’da yaşarken Atatürk düşmanıymış. Dolayısıyla Mustafa Şentop, İlker Beyin ve onun partisinin meclis başkanı olamazmış.
”Allah, İlker Yağcıoğlu’nun şahitliğini kabul etsin”, der konuyu kapatırız kapatmasına ve onun bu konudaki lakırdıları Mustafa Şentop‘un ne umurunda ne de başka bir yerinde deyip noktayı koyarız.
Ancak bilgi konusunda son derece hassas olan bu genç siyasetçiye bir iki hatırlatmada bulunmakta fayda var.
Terörist cenazelerinde arzı endam ederek göz yaşları dökenler senin ve partililerinin milletvekilleri olabiliyor?
Mustafa Kemal’in askerleriyiz, söyleminden nefret ettiğini açıklayan partililerine ne demeli?
Devletine KATİL yaftasını asan İst. İl başkanınızı içinize sindirmeniz ne kadar da kolay olabiliyor.
Meclis kürsüsünden;”Bu sıralarda HDP ve PKK sayesinde oturabiliyorsunuz!” gideri ve atarı karşısında yüzleri dahi kızarmayanlar, sessiz kalanlar senin ve partililerinin genel başkanı, genel başkan yardımcıları, milletvekilleri olabiliyorlar.
Siz nefret saçtığınızda adı ”düşünce özgürlüğü” ama bir başkasının eleştirileri ”düşmanlık” oluveriyor.
Yahu bilgi, bilgi diye ortalıkta ne toz ne duman bırakmaz, bu manada ”kül yutmazlığınızla övünüp, öte yandan mangalı boynunuzdan indirmezsiniz.
İlker Yağcıoğlu’na bir sorum olacak… Yıllardır Nazım, Nazım diyerek Nazım Hikmet‘i hapse atanlara etmediğiniz beddua, etmediğiniz hakaret, etmediğiniz sitem ve okumadığınız lanet kalamadı.
Nazım Hikmet’i SARI BURJUVA isimli şiirini yazmasının ardından ”orduyu isyana teşvik” suçlamasıyla 1938’de hapse atanlar senin ve partililerinin neyi oluyorlar?
Cevaplarken, 5816‘yı gözden kaçırma!


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!