1096‘da başlattıkları ilk seferlerinden bu yana 924 yıl geçti. Ve biz hala onların ”kirli seferlerini” savuşturmakla meşgulüz.
Haçlı Seferlerini herkes bilir, bilmeyen duymuştur.
Devlettik, İmparatorluk olduk. Ardından Cumhuriyet geldi ve 1923’den bu yana, 100’e 3 kala bile meşguliyetimiz sürüyor.
İlkinin adı, Papa 2. Urban’dı ve onun Clermont Konsili’nde yaptığı ”kutsal toprakları Müslümanlardan kurtarma” çağrıyla başlamışlardı. Adına HAÇLI SEFERLERİ dedikleri ve dediğimiz akınlara.
Savaşın alanı sürekli değişmiş, taraflar kozlarını meydanlarda paylaşmayı farklı alanlara taşımışlardı.
Ekonomi!… Savaşın belirleyen kozu haline geldiğinde devreye kültür yozlaşması ve ardından dini inanç sistemi üzerinden yüklenme giriyordu.
Kısacası, savaş meydanlardan kopartılarak çok farklı alanlara taşınmıştı. Muharebeler biçiminde sürdürülmeye başlanmış, ideolojiler devreye sokularak stratejik hamleler öne sürülür hale gelinmişti.
Dedik ya; 100’e, 3 kala durum bundan ibaret.
Meydanlardan, salonlara oralardan odalara sonunda otel lobilerine kadar küçük alanlara taşınan bu iki taraflı ama farklı yönleri barındıran savaşın adı ve sanı da değişmişti.
Haçlılar, haçlılarla Müslümanlar, Müslümanlarla bile boğaz boğaza gelir halde.
Türkiye Cumhuriyeti!…
Meydanlarda kazanan ama masaların kurulduğu salonlarda kaybeden diye bilinip anılırken, bu güne yani her yerde KAZANAN! konumuna geldiğinde işin rengi birden bire değişir oldu.
Devreye sokulan içerideki Truva Eşekleri bile bu gelişmenin önünü alamazken, tarihin seyri değişiyor ve bunun farkında olan 2. Urban’ın varisleri arasındaki telaş yerini derin bir korkuya bırakıyordu.
Meydanlarda da, denizlerde de, hatta uzayda bile onlara kafa tutmaya hazır vede nazır bir TÜRKİYE’NİN olduğunu görmek dayanılmaz olsa gerek.
Sonuç!…
Ortada.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!