Bizdeki muhalefeti en güzel tarif eden tanım veya tarif etmeye en yakın anlatım ne olabilir? Diye düşündüm.
Gerçi biz neredeyse her gün veya haftada en az bir kaç kere bu tarifi yapıyoruz yapmasına da bizimkisi biraz mecburiyetten oluyor. Çünkü ”muhalefet” gün geçmiyor ki, yeni bir gafa veya yeni bir acaipliğe neden olmamış olsun. Sonrasında mecburen iş başa düşüyor, kimine göre ”yandaş” kimine göre ”taraflı” diye etiketleniyoruz.
Oysa siyaseti analiz ederken veya siyasi söylemlerdeki perdenin arkasını ve önünü yorumlarken nasıl taraflı veya tarafsız olunacağını, bizi öyle böyle diye tarif eden ”çok bilmiş taifesindeki birileri” açıklasa ne iyi olur bilemezsiniz.
Her neyse ”Bizdeki muhalefet” konusuna geri dönelim.
Birden; Şevket Süreyya Aydemir’in, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ”100 Temel Eser” kapsamına alınan Suyu Arayan Adam! kitabından bazı bölümleri hatırladım… Diyeceksiniz ki, ilk yayınlanma tarihi 1959 olan romanla ”bizim muhalefetin” arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
Eserin tamamı üzerinden değil; Anadolu’daki, yaşları 80’in, 90’ın üzerindeki bazı yaşlıların; ”Cumhuriyetin ilanından haberdar olmamaları ve hala daha İstanbul’da bir padişahın olduğunu sanmalarının” anlatıldığı bölümler bende bu çağrışıma neden oldu. Veya romanın ana temasından farklı olarak otobiyografi kısmından artan benim çıkarımım da denebilir.
”Bizim muhalefetin” kendi kitlesi içinde yaratmış olduğu böylesi bir algıyı, toplumun geneline yaymak adına canhıraş bir çabası olduğu gerçeği ortada.
O da ”Ankara’da bir padişah var(!)… düzmecesi.
Mevzunun özeti şu; Ahaliyi düzmece senaryolar üzerinden dizayn etmenin adını ”muhalefet” koyarak ellerine tutuşturulan yuları ”deh, çüş diye diye” çekiştirerek estek köstek yol almaya ve aldırmaya çalışmak.
Oysa ”atı alan nereleri geride bırakmadı ki?” farkında değiller.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!