Çünkü şimdilik kaydıyla kendisine verilen görevi yerine getirdi.
Peker, videolarında ”Kafkas kökenli bir aileden geldiğini” sıklıkla vurguluyordu.
Sedat Peker‘in videolarında yine sıklıkla tekrarladığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a yönelik; ”buluşma”, ”hesaplaşma” ve ”helalleşme” vurguları başta olmak üzere kullandığı daha bir çok sözünün arkasındaki mesajların şifrelerini iyi analiz etmek gerekiyor.
Bu analizi doğru yapabilmek için Osmanlı’nın duraklama döneminden başlayarak, Abdülhamid Han ile birlikte İttihat ve Terakki ile devam edip Kurtuluş Savaşı yıllarının süreciyle Cumhuriyetin kuruluş aşamasının ardından bugüne kadarki bir çok tarihsel konuları irdelemek ve bu süreçlerdeki olayları, kişileri, gelişmeleri aralarındaki bağlantıları ile bir arada analiz etmek gerekli.
Sedat Peker, kamuoyunun zannetmesi için hazırlanmış haliyle ne bir ”suç örgütü lideridir” ne de o manada yaradılışa sahip bir insan değildir.
Öyle ise Sedat Peker kimdir?…
Bu sorunun cevabı yukarıda belirttiğimiz tarihsel sürecin analizinde saklı.
Hollywood yapımlarında izlediğimiz macera ve atraksiyon karekterlerinin gerçek hayatta ete, kemiğe bürünmüş halidir.
Osmanlı’dan bugüne devam eden devleti yönetme adına Kafkas kökenli oluşumların sürekli bir mücadelesi vardır. Bunu Giaray Hanlığı soyundan gelen Giray‘lara kadar dayandırmak abartı olmaz. Ancak konuyu ve süreci oralara kadar geri götürmeye gerek yok.
Kurtuluş Savaşı’nın başlarına kadar geriye gitsek yeterli olacaktır…
Selanikliler ve Kafkas kökenliler; Bu iki gurubun mücadelesinin tanımı, Çerkez Ethem‘in ”hain” ilan edilmesinin arkasındaki gerçekler tam manasıyla gün yüzüne çıktığında çok daha net anlaşılmış olacak.
Cumhuriyetin kuruluşunda söz sahibi Selanikliler olurken Kafkas kökenliler bu sürecin gerisinde tutuldular. Şartların ve dönemsel zorunlulukların gereği olarak Kafkas Kökenliler böylesi bir durumu sineye çekmek zorundaydılar ve çektiler.
Cumhuriyele birlikte ilerleyen süreçte, iki kesim arasındaki bu hal hiç kesintiye uğramadan sürdü. Buz dağının altı gerçekten görünen kısmından çok daha büyük ve çok daha derindi.
Buna karşılık olarak Kafkas Kökenli kesim devletin istihbarat birimleri başta olmak üzere emniyet içinde ve dönem dönem de büyükelçilikler ve siyasi partilerde önde gelen makamlarda boy gösterip her şeye rağmen devletin içinde ve hizmetinde sadakatle, dirayetle yer almaya devam ettiler.
Sedat Peker‘le kaldığımız yerden devamla bugüne gelelim…
Kafkas Kökenlilerin, bulup, eğitip, donatıp ortaya çıkarttıkları kendisinin de sıklıkla vurguladığı gibi Kafkas kökenli bir isim Sedat Peker!…
Mesajları!
Tümüyle mensup olduğu kesimin sözcülüğünü yerine getiriyor.
Kadim Türk Devleti‘nin, verdiği kararın farkına varan Kafkas kökenliler; geçmişte Selanikliler gibi on yıllarca devleti tek başlarına idare edemeyeceklerini anladıklarından bundan sonraki süreçte en azından devlet yönetimine direk etki edebilmek ve devlet yönetimindeki hizmetlerini bu sefer yürütmenin içinde yer alarak üstlenmeye dair yeni bir strateji geliştirdiler. Bugüne kadar devlete ve millete karşı hizmetlerini bürokrasi alanında sürdüren Kafkas kökenliler bundan sonraki süreçte haklı olarak, hem davulu hem de tokmağı tutan ellerden birisi olmayı gözlerine kestirmişlerdi.
Bunu mevcut siyasi konjonktür içinde Recep Tayyip Erdoğan gibi siyasi bir karizmaya sahip, liderliğini ülke sınırlarının dışına taşıabilmiş birisine kabul ettirmek neredeyse imkansızdı. Hele ki, Kadim Türk Devleti‘de iradesini Erdoğan‘dan yana koymuşken…
Yapılması gerken şey, izlenmesi gerken yol, uygulamaya konulması kaçınılmaz strateji; ”Pazarlık” şartlarını oluşturmak için gerekli şartları meydana getirmekti. Ve bunun için gerekli olan tüm meteryaller kullanılmalıydı ki, işte yıllardır hazırlanan, eğitilen ve donatılan, kollanan Sedat Peker’in sahaya sürülmelmesinin zamanı gelmişti.
Bugüne kadar mı?… O işin fragmanıydı.
Herkesin bildiği sürecin finalinde; Sedat Peker, kendisine ulaştırılan dökümanları, belgeleri, tapeleri, bilgileri videolarda dile getirerek ”pazarlık masasını” bir güzel donatmaya başlamıştı.
On yıllardır ülkenin istihbarat birimlerinin ve emniyetinin içindeki üst düzey operasyonel birimlerde görev yapmış olan Kafkas kökenli bir çok etkili ve yetkili isimden bir araya getirilmiş ”arşiv bilgileri” bugün işe yaramayacaksa ne zaman yarayacaktı?
Bu stratejinin dayanağı ve değişik alternatifleri de gözden kaçırılmamalıydı… ”Pazarlık masasına” yapılan davete icabet edilmeme durumuna karşın da tedbir alınmalıydı.
Cumhurbaşkanlığı seçimini 2. tura bıraktırarak, 2. tur öncesi ”davetin yenilenmesi” gibi!
Bu arada ilave etmek gerekir ki, her ihtimale karşı Sedat Peker‘in de daha fazla motive edilmesi gerekiyordu. Bu işin en kolay kısmıydı ve evine yapılan polis baskını sırasında eşine ve çocuklarına karşı reva görülen muammele Sedat Peker’in daha da motive olması için yetmişti hatta artmıştı. Diyelim ve devam edelim.
Hemen her videodaki dile getirdiği, ”buluşma”, ”hesaplaşma” ve ”helalleşme” vurguları sanırım şimdi daha net anlaşılmıştır.
‘‘Pazarlık” için gönderilen davetiyenin muhtevası mı?
Cumhurbaşkanının etrafında, yakınında olan veya ona yakın isimlere yakın olanlara dair yapılan açıklamalar, olay kurguları, iddialar, istihbarat ve emniyet kaynaklardan elde edilebilecek bilgilerin döküman ve senaryo haline getirilmiş bahisleri…
Bu arada Cumhur İttifakının dayanağı konumundaki MHP‘de unutulmamıştı. Devlet Bahçeli‘ye de bir davetiye hazırlanarak neredeyse ”her videoda kendisine arz edilmekteydi”.
Zaten amaçlanan da bu ittifakın üçüncü kesimi olarak yer almaktan başka bir şey değildi.
Davetiyeler Sedat Peker videoları ile tanıtıma sunulurken, kamuoyu da bu noktada hazırlanmaktaydı. Hele ki, muhalif kesim Peker‘in videoları sayesinde en az 6 aylık muhalefet boşluğunu dolduruyordu.
Peker, video üstüne videolar yayınlayarak ateşin altını iyice bir harlayarak kendisine bugüne kadar yapılan tüm yatırımların hakkını vermiş oluyordu. Yeter ki, onun mesajları ilgilileri tarafından iyi ve net okunabilsin ve maksadın hasıl olması sağlanabilsindi. Zaten Sedat Peker için sonrası malum; Af çıkar, iade olur ve alacağı göstermelik az bir ceza sonrasında kalan hayatını ”kahraman olarak” çoluk çocuğunun yanında özgürce sürdürür falan falan.
”Şimdilik sustu” veya ”şimdilik susturuldu”!
NOT… Çok yakın zaman içinde, Atatürk’ün de Kafkas kökenli bir aileye mensup olduğunu, ailesinin Kafkasya’dan Malatya’ya göçmüş olduğunu, Çakıroğlu ailesinin üç erkek ve iki kız evladından birisi olduğunu ve annesinin adının Ayşe ve Zübeyde Hanımın da kız kardeşi olduğunu, babasının o bölgedeki Osmanlı’nın kahraman bir koruyucusu Mehmet Bey (Çakıroğlu MAMO) olduğunu, babasının ölümü üzerine annesinin evlatlarıyla birlikte önce Manastır’da yaşayan abisinin yanında yerleştiğini ve Ayşe Hanımın da ölümü ile çocuklarını ablası Zübeyde Hanımın evlat edindiğini… sıklıkla duyacağız, okuyup, izleyeceğiz!


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!