14 Mayıs’ı siyasi seçimden ibaret gören herkes büyük yanlgı içinde demektir.
Tek başına ne Cumhurbaşkanlığı ne de Milletvekilliği seçimi değildir.
Bu tarih birden çok nedenle önemlidir.
Türk siyasi geçmişinde 2. Mahmut döneminide içine alarak bugüne erişmiş, İngiliz ve Alman ekolleriyle devam edip 2. Dünya Savaşı sonrası Amerikan ekolünün baskınlığı ile süregelen ekoller devrinin kapanacağı tarihtir 14 Mayıs.
Türk Tipi Siyaset!
Bin Yılcılar ve Yüz Yılcılar arasında her dönem zamanı geldiğinde dizayn edilen Yeni Dünya Düzeni’nin karşısına çıkışın sembol adı Türkiye Yüzyılı! olarak algılanmalı. Ve bu algı her ne kadar içeride bizler tarafından sindirlmese, net okunamasa bile oralardakilerce gayet net biçimde algılanıp okunmakta.
14 Mayıs’taki, siyasi partilerin seçimi olmaktan çıkmış tümüyle devletlerin pozisyon belirledikleri ‘Dünya Seçimi’ halini almıştır.
Amerikan, İngiliz, Alman gazeteleri başta olmak üzere dünya basını bu tarihi bu dille manşetten görürlerken içerideki bizler bağnaz siyasi kavram kargaşaları içinde süreci kendi duyarsızlıklarımız üzerinden takip etmeye devam ediyoruz.
Muhalefet(!)…
Kullandığı söylem dilinde ‘eylemini’ ”Türkiye’yi böleceğiz!” netliği içinde fütursuzca haykırabiliyor.
Öte yandan onların iktidara karşıt destekçileri ise;
Atatürkçü, vatansever, ulusalcı kimliklerini her fırsatta dile getirlerken bu kalın ve derin ayrıntıyı neden/ne uğruna görmezden geliyor olabilirler?
İşte bu ayrıntıdan salt hayat pahalılığı bahanesiyle veya süreç içinde iftira, hakaret, yersiz, asılsız iddiaların peşisıra uzaklaşmak hiç bir gerekçeyi bahane olarak önceleyemeyecek kadar net.
Bu uzunluktaki kısa sürede öncelenmesi gereken en basit veri; Kimin kimlerle birlikte, hangi ortak paydada söylem geliştirdiğine kulak kabartmak olacaktır.
Kandil, FETÖ, CHP genel başkanı ile birlikte yakınındaki avanesine eklemlenen İP başta olmak üzere diğer mecburi hizmet bileşenlerinin ortak dilleri, açık ve net hatta pervasızca ” Türkiye’yi Böleceğiz ” söylemini hangi cesaretle haykırıyor olabilir?
Habis hale bürünmüş siyasi tercihlerini bir yana bırakarak; Atatürkçü, ulusalcı, millici ‘duyarlılıklarıyla’…
Zahmet edip, ‘AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ neymiş, Türkiye bunun hangi maddelerine hangi gerekçe ile çekince koymuş, Kılıçdaroğlu ve avanesi Kandil, Demirtas, HDP bu çekincelerin derhal kaldırılarak hemen yürürlüğe sokulacağı vaadini neden veriyorlar? diye okusalar, yorumlasınlar.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!