2. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’de odaklanan Gladyo yapısını kurgulayanlar, ‘FETÖCÜKemalizmi’ Türk toplumunun algısına enjekte ettiler.
Bu sayede olgudan uzaklaştırılan Türk halkı, Gladyo aparatı olan ‘FETÖCÜKemalizmin’ iliklerine kadar işlemesine karşı refleks gösteremeyecek algıların eşliğinde yoğuruldu.
Çünkü yeniden inşa edilen ‘aydınlar’ sözde entelektüel görünümlerinin arkasında gerçek boşluklarını başarıyla gizleyerek halkın maneviyatını diledikleri biçime evirdiler hatta algı operasyonlarının en güçlü silahları olarak yıllarca toplumun olgulardan beslenmesindeki dizaynını başarıyla sağladılar.
Zaman içerisinde güç mücadelesine dönüşen sürecin sonunda, ‘FETÖCÜKemalizm’ bir yana bırakılarak GLADYO’nun tek aparatı olarak FETÖCÜ unsurların devleti kontrol altına almakla görevlendirildiği döneme geçiş sağlandı.
MİT krizi ile başlayan döneme kadar, devletin kılcal damarlarını zorlayarak kontrolü ele geçirdiler(!)… Veya onlar öyle zannettiler.
Devlet otoritesini kontrol eden siyasetçi, bürokrat, akademisyen, asker, polis içindeki yapılanmalarının güce evrilmesinde zirveye ertiştiklerine kanaat getirdikleri noktada içine düştükleri gafleti fark ederek daha manyakça, daha bilinçsizce hezeyanlar eşliğinde devlete saldırmaya başladılar.
FETÖ’nün 15 Temmuz İşgal Girişimi ile birlikte, 2000 lerin başından itibaren FETÖ yapılanmasından arınma adına etkileşime geçebilen kurumlarda görevli kesimlerde etkin refleksler herakete geçmiş oldu.
Ancak parti, ideoloji gözetmeksizin siyasetin içine sızmış FETÖ yapılanmasına yönelik arındırılma girişimlerinin cılızlığı sayesinde yerelde ve merkezi organlarda hala yapılarını korumaya gayret eden ‘kılıçartıkları’ renklendirilmiş halleriyle akademi başta olmak üzere farklı derneklerin çatıları altında, farklı meslek örgütlerinin bünyesinde örtülü biçimde harakete geçmekte gecikmediler.
Mülki idareler, akademi dünyası ve TSK başta olmak üzere güvenlik bürokrasisi içinde sürdürdükleri yapılanmalarıyla yeni alanlar yaratma gayretindeler.
Fırsat buldukları anda yine, yeniden deneyecekleri kasin!
Bahsettiğimiz unsurları ile birlikte her zaman onlarla olan dış destekleri sayesinde toplumun moral motivasyon reflekslerini köreltebilmek için toplumsal itaatsizlik eşliğinde sokakları karıştırmayı, kaosu, güvensizlik ortamlarını tesis edebilmek adına kıyasıya uğraşıyorlar.
Hal böyleyken;
Siyasetin asla müdahalae edemeyeceği, FETÖ’nün felsefi temellerinin doğru okunduğu Evanjelist bağlantılarının kesildiği, özellikle Millieğitim Bakanlığı ile Turizm ve Kültür Bakanlığı ve YÖK’ün başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kapsayacak; Sayın Cumhurbaşkanlığı makamına bağlı… FETÖ İLE MÜCADELE KOMİSYON KURULU kurulmalıdır.
Bu köşe yazısını, Sayın Metin Külünk’ün konuya yaklaşım hassasiyetlerini yayınladığı sosyal medya @mkulunk (X) hesabındaki paylaşımlarının bir bölümünden esinlenerek kendi bilindik tarzımla kaleme almış bulunuyorum.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!