CHP Genel Başkanı Özgür Özel,
Yurt dışında kapı kapı dolaşıp, Türkiye’deki iktidarı şikayet ederek ihtiyaçları olan desteği yurt dışındaki ”kardeş partilerinde” aradıklarını dünkü CHP gurup toplantısında kendi sözleriyle ifade (itiraf) etti.
Bu ifadeyle Türk halkından umudu kestiklerini açıkça dile getiren CHP Genel Başkanı Özel, CHP’ye oy verenleri de işledikleri bu halta ortak etmiş oldu.
Oysa ne alaka?
CHP seçmeni, Genel Başkanın ve talukatının siyasi argümanlarıyla, siyaset zemininde üretecekleri politikalarla baş edemedikleri iktidarı dolayısıyla o iktidara oy veren halkı/seçmenleri dünyada elin bilmem hangi ülkesindeki ciğeri beş para etmez, Türk ve Türkiye düşmanlarına şikayet etsinler, ispitlesinler diye o makamlara layık görmüş olamazlardı..! değil mi?
Her fırsatı, her imkanı kullanarak sözlü veya yazılı yurt dışı basın organlarında; Türkiye’deki iktidarla ilgili şikayetlerini dünyaya duyurmaktan geri kalmadıklarını övünerek ifade eden Özgür Özel, yedikleri bu herzeyi itiraf etmesine rağmen konuşmasının bir cümlesinde rutinlerinin gereği olarak ”Atatürk’ün partisi” oldukları yönündeki yalanı! sürdürmekten geri kalmadı.
Anlaşılan o ki,
CHP Genel Başkanı olmak, ”seçilmek”, atanmak demek muhtaç olduğu kudretin asıl nerede olabileceğini bilmek anlamına gelmiyormuş!
Gazi Mustafa Kemal’in 15 – 20 Ekim 1927‘deki CHP’nin 2. Kurultayı‘nda 6 gün, 36 saat 33 dakika boyunca okuduğu Nutku’nun 2. cildinin sonunu; ”Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet Metni” dediği on üç tam ve ikisi eksiltili hitap cümlesi ile 171 kelimesinden tekrar kelimeler çıkartıldığında 102 kelimede kullandığı Arapça, Farsça ve Türkçe kelime servetiyle dile getirdiği, Gençliğe Hitabesinden bi haber olduğu dünkü ifadelerinden açıkça anlaşılan Özgür Özel’in ”CHP Genel Başkanı” olmasının kıymeti harbiyesi olmadığını ancak olsa olsa ülkesini yabancı mihraklara şikayet etmeye gücü yetebilen hikmeti tabiyecilikle avunduğunu gösterdi.
Kim bilir, belki de… Bunlar kendilerini;
Gazi Mustafa Kemal‘in 1927’de Nutku’nu okuduğunda soyadı kanunu çıkmadığı, Soyadı Kanunu’ndan beş ay sonra TBMM de oybirliği ile kabul edilen 2587 Sayılı Kanun gereği, kendilerince geliştirmiş olabilecekleri 24 Kasım1934′ten sonrası ”Mustafa Kemal’siz” Atatürk‘çüler olarak tanımlıyor olabilirler.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!