Ekrem İmamoğlu ile gönül ilişkisi olduğu iddia edilen valeybolcu hanımla ilgili, İmamoğlu sever kesimlerin savunma refleksi geliştirmeleri neden?
İmamoğlu’nun siyaseten geride kalan ”aziz hatırasına” olan saygılarından mı yoksa sinelerinde yıllardır büyütüp besleyip barındırdıkları Recep Tayyip Erdoğan nefretinden mi, alternatifsiz kaldıklarının farkındalığından mı, ne olur ne olmaz bir gün gelip ”devran döner” hayallerinin beklentisi dürtülerinden mi, İmamoğlu’nun bu ilişkisinde verdiği açıklara sinirlenip ‘yakalandığına’ dair kızgınlıklarından mı?
Görsel, yazılı veya sosyal medyada yayın yapan İmamoğlu’cular; Fonlanma kaynaklarının kesileceği kaygısından mı yoksa az çok yine de akmaya devam eden fon gelirlerinden olma kaygısıylamı İmamoğlu ve valeybolcu hanımın aralarında herhangi bir gönül ilişkisi olamayacağına/olmadığına dair savunma refleksi gösteriyorlar?
Ekrem İmamoğlu’nu, rüşvet, görevi kötüye kullanma, rant sağlama ve sağlatma her neyse Belediye Başkanlığı makamının yetkilerini kötüye kullanmaktan ve benzeri iddialardan yana suçlu saymakla, bunları yapmadığına dair savunmak başka bir şey.
Hatta yakınındakilerin onun kullandığı özel uçağı kerh@neye çevirip fuhuş, uyuşturucu, kumar partilerine alet etmelerinin eleştirmeye açıklığı sonuna kadar kamu düzeni adına anlaşılabilirken; Gönül ilişkisi üzerine şafsı adına gitmek ne kadar yerinde değilse aynı biçimde savunkaya çalışmakta abesle iştigaldir.
Ortaya söylenebilecek tek bir söz var:
”Herkes kendi günahlarıyla, ayıplarıyla yüzleşsin”… O kadar.
Çünkü bu ”gönül ilişkisi” konusu sadece ve sadece tarafların kendilerini ve sorumlu oldukları ailelerini ilgilendirir de ondan.
İmamoğlu ve valeybolcu hanım ilişkisinin aralarında, kanıtlanabilecek rant, nüfus sayesinde çıkar edindirme, kamu imkanlarından yolsuzca sebeplendirme gibi farklı noktalara erişebilecek iddiaların adli makamlarca ispatından sonraki kısım da başka bir süreç.
O sürecin sonunda olumsuz ve cezai yönüyle çıkacak yargı sonucu karşısında; ”İmamoğlu, sadece İstanbul’a, CHP’lilere ve ona oy verenlere ihanet etmemiş..!” diyebiliriz. Ama şimdi değil.
Taşı atmaya yetkili ”en günahsızlar” yerine günahları boylarını aşmış olanların kucaklarını taşlarla doldurduklarını görmek toplumsal çöküşün ibretlik hali olarak karşımızda duruyor.
Her zaman, hep, devamlı ”mazrufu bir yana bırakıp zarfın cafcafına şatafatına odaklanma” illetinden kurtulamayacağız!
Varsa yoksa her şeyi magazin, dedikodu, algı, söylenti, pomporos tarafıyla sulandırmaya yanıp tutuşuyoruz.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!