Kapsamlı ancak okuduğunuzda yararlı olacağına inandığımız, özet bir analiz içerdiğini düşünerek köşemizde yer verdiğimiz bugünkü yazımızı, zamanı olan takipçilerimizin hemen, zamanı olmayan takipçilerimizin de ilk fırsatta okumalarını tavsiye ederek başlıyoruz..!
Güneydoğu’da arama yapan şirketler arasında en büyük iki petrol şirketi vardı MOBİL ve SHELL.
Bakın, bu ortaklık neydi…
Shell Petrol Şirketi, uluslararası sahada Hollanda-İngiliz ortaklığı etiketiyle faaliyet gösterir. Royal Dutch Shell’e bağlıdır. Sahibi Markus Samuel isimli bir Yahudi’dir. Diğer petrol arayıcısı şirket MOBİL ise, bilindiği gibi Yahudi trilyoner Rockefeller’ın birçok petrol şirketinden biridir. Türkiye’de petrol aramalarının başladığı 1956 yılından 1968 yılına kadar, MOBİL’in Türkiye’deki genel müdürü ise Necdet Egeran’dı. Necdet Egeran, 1954’te yabancı şirketlerin Türkiye’de petrol aramasına izin veren Petrol Kanunu’nun kabul edilmesinde en büyük çabayı sarf edenlerden biridir. Aynı zamanda MTA’nın ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün kurucularındandır. Daha sonra emekli olmuş ve 1956’da MOBİL’in başına geçmiştir.
Dikkat!
MOBİL’in petrol bulduğu kuyuların beton dökülerek toprak üzerine çıkmasının engellendiğine dair söylentilerin yaygın olduğu dönemde, Egeran şirketin tek söz sahibi idarecisi konumundaydı.
* * *
RETOG diye bir şirketin raporu tamda o dönemde çıkıverdi ortaya … ”En Zengin Yataklar Türkiye Kürdistanı’nda” diyordu rapor. Türkiye sınırları içindeki petrole ilişkin oyunların yoğunluğu, kamuoyunda sık sık ”Türkiye’de petrol var ama ortaya çıkarılmıyor” tartışmalarına yol açmaktadır da diyordu.
Yıllardan beri bu konuda medya kuruluşlarında dönem dönem birçok haber yer alır. Ne hikmetse bulunan petrol sahalarını hiçbir gazeteci veya medya kurumu yerinde görmez, tespit etmez ya da edemezdi. yada buna cesaret edemezdi. Bu konuyu ciddiyetle ele almış herhangi bir haber programı ya da gündem dosyası bulmak neredeyse imkânsızdı. Bu yönde teşebbüs eden birçok gazeteci işinden edilirdi. Diğer taraftan Türk halkı, büyük gazete ve televizyonlarda yayımlanan magazin programlarına ilgisini günbegün gösterirken, neden kendisine bu tarz konuların işlendiği programların sunulmadığını bir türlü sormadı çünkü basın aracılığı ile toplumda neredeyse körleştirilmişti.
Buna örnek verelim; 27 Şubat 1992 tarihli Güneş Gazetesi’nin birinci sayfasında hayli ilginç bir rapor yayımlandı. “En verimli yatakların ”Türkiye Kürdistanı’nda olduğunu ileri sürdüler – Amerikalı Ceyarlar Güneydoğu’da” başlıklı haberde ayrıca şu cümleler yer alıyordu: “Güneydoğu Anadolu’yu ve Bitlis, Van, Adıyaman, Tunceli illerini ‘Türkiye Kürdistanı’ olarak değerlendiren bir ABD şirketi, ülkemizin yeraltı zenginlikleri konusunda ilginç iddialarda bulundu.
Amerikalı petrol şirketi RET0G, Türkiye–Suriye–Irak sınır bölgesinin petrol ve gaz rezervlerine ilişkin bir rapor yayımladı. Rezerv açısından çok zengin olduğu bildirilen bu bölge, raporda Kürdistan (!) (Dikkat ediniz lütfen; yıl 1992 – HYÇEBİ) olarak nitelendirildi.” bu terim bürokraside kullanılır ve Hazineye Yazılan / Yitirilen Çevreye Etkisi Belirsiz İşletmeler demektir. ”14900 Landmark Blvd., Suite 370, Dallas, Texas 75240, USA” adresindeki RET0G şirketi tarafından hazırlanarak 45000 dolara satışa sunulan raporda, Türkiye’nin son derece dikkat çekici bir coğrafi konuma sahip olduğu da vurgulanıyordu. Raporda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Ortadoğu petrol bölgelerinin kuzeydeki uzantısı olduğu belirtilirken, hâlihazırda faal olan petrol sahalarının sınırlı rezervlere sahip olduğu ifade edildi.
Öne sürülen görüşlerin aşırı derecede detaylı olması dikkat çekmekteydi.
Dört ciltten oluşan rapor, bölgedeki 517 petrol kuyusunun tüm kayıtlarını kapsıyordu. Ayrıca raporda bölgenin tüm jeokimya, termal özellikleri ve tarımsal etkinliklerini gösteren ayrıntılı haritalar da yer alıyordu. Raporda, yalnızca Ortadoğu’nun güney bölgelerinin petrol açısından zengin olduğu görüşünün aksine, Türkiye’nin Güneydoğu bölgesini de kapsayan kuzey bölgelerinin petrol bakımından zengin olduğu belirtilmiş; ayrıca bu bölgede daha önce ayrıntılı bir araştırma yapılmadığı özellikle vurgulanıyordu.
* * *
45 bin ABD doları fiyatla satışa çıkarılan bu raporda, ”Türkiye Kürdistanı” olarak adlandırılan yöredeki işlenmeyen petrol sahalarının rezervlerinin büyüklüğü övülüyor. “Bakir bölge” olarak tanımlanan bu işlenmemiş sahaların, Irak ve Türkiye’de işletilen petrol sahalarından daha verimli olduğu yazıyordu.
RETOG şirketinin Yeraltı ve Petrol Araştırma Fırsatları: Türkiye / Kürdistan adlı raporunda ise ;
500 bin ölçekli haritalar, kuyular, büyük petrol ve gaz sahaları, 52 ayrıntılı kuyu jurnali, 517 kuyu bilgi kaydı, yerüstü coğrafi bilgiler, Bouguer yerçekimi verileri, Türkiye–Suriye ve Irak’a ait sismik derinlik haritaları ile bu ülkelerde işletilen petrol sahalarının ayrıntılı haritaları yer alıyordu. Raporda ayrıca Türkiye’nin siyasi yapısı ve bunun komşu ülkelerle kıyaslamaları da detaylı biçimde anlatılıyordu. 1992 yılında ”Türkiye Kürdistanı” söylemi ile Terörizm artmış Kürt gençleri dağa çıkarılmaya başlanmıştı hatırlayın. İsrail Siyonizm’inin ABD’ye yaptırdığı Irak işgali sonucunda bu niyetin her geçen gün gerçekleşmeye yaklaşıyordu, bir tarafta PKK bir tarafta FETÖ bir tarafta MASON LOCALARI Türkiye’yi adım adım parçalamaya yaklaşıyorlardı.
1990 yılında yayımlanan Masonluk ve Kapitalizm adlı eserin ilk baskısında, ”özel bölümde” bu konuya dikkat çekilmiş ve şu ifadelere yer verilmişti;
”Gerek zengin petrol yatakları, gerekse GAP Projesi gibi dev bir projenin yer aldığı topraklarda kurulacak bir Kürt devleti, İsrail için yutulacak bir lokma değildir. Kurulması tasarlanan bu devletin zayıf, askerî güçten yoksun, ekonomik açıdan himayeye muhtaç bir devlet olacağını tahmin etmek hiç de güç değildir. diyordu.
Planın ikinci aşamasında, Ortadoğu’nun tek söz sahibi ülkesi hâline gelecek İsrail için bu Kürt devletini kontrol ve himayesine almak gayet kolay olacaktı.
Kürdistan’ın İsrail’in bir eyaleti olmasıyla gelişecek bu aşama, İsrail’in Güneydoğu Anadolu sınırları içine alınıp vaadedilmiş topraklara kavuşmasıyla sona erecektir.
Rapor şöyle devam ediyor: ”Olay bu yönden değerlendirilince, Time dergisinde çizilen Kürdistan haritasının, Güneydoğu Anadolu’nun uzaydan çekilen petrol haritasıyla üst üste çakışmasının bir tesadüf olmadığı açıkça anlaşılır.
Dergide yayımlanan Kürdistan haritasının sınırları Gaziantep’ten başlamakta, Kuzey Irak’tan Halepçe’ye kadar uzanmaktadır. Türkiye’nin zengin petrol yatakları; Diyarbakır, Adıyaman, Nusaybin ve Batman arasında, tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni içine alan bir yay çizmektedir. Tamda terör olaylarının hiç bitmediği yerler değil mi?
Diğer taraftan, uzaydan çekilen petrol yatakları haritası üzerine, Kürt sorununu bahane ederek ABD’nin bölgeye yerleşmesi de Siyonist ABD’li başkanların İsrail projesinin köpeği olduğunun da kanıtıdır.
İşte bu raporlar, tam elli yıldır Kürt toplumunun bir kısmının kullanılarak kandırıldığını, konsolide edildiğini ve terörize edildiğini; hatta bunun siyasi ayağını oluşturanların da aslında Kürtlerle ilgili hiçbir kaygısı olmadığının açık bir kanıtıdır.
PKK Kürt değildir!; Siyonist aklının kurguladığı strateji sayesinde sahaya mayın eşeği olarak sürülmüş bazı terörist Ermenilerden ve Ermeni dönmelerinden teşekkül ettirilmiş terör örgütüdür.
Bunun içindir ki Türk güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilen PKK/PYD/YPG leşlerinin çoğunluğu Ermenistan’da gömülürken, Suriye’de İsrail bayrağı sallamışlardır.
Ezcümle;
Halen iktidarda mason uşakları olsaydı bu proje çoktan gerçekleşecekti.
( #MHP57Yaşında Şanla Şerefle 57 #derinfutbol #FBvGB #UzakŞehir #CihAl #AynıYağmurAltında Osterwolde #KademeİçinAdalet Hülya Avşar #Trump Mustafa Bozbey


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!