Şubat 2026’nın bu soğuk sabahlarındayız ve içerdeki köz hala yanıyor.
”KÖZ” diyoruz ya, o kelime artık sadece mangal başındaki köz değil; bir lakap, bir yapılanma, bir iddia, bir kavga.
FETÖ’nün eski emniyet mahrem imamı olarak anılan Kemalettin Özdemir‘in kod adı.
Babası Said Özdemir’in Said Nursi’nin ilk talebelerinden biri olduğu söylenir, Nur cemaatinin derin damarlarından birinde doğmuş, büyümüş, sonra FETÖ içinde yükselmiş, 2010’larda ayrılmış ve kendisine bağlı çok sayıdaki isimle birlikte ”KÖZ” diye bir grup kurmuş… Ya da kuruduğu iddia edilmiş.
Son yıllarda mahkeme salonlarında, iddianamelerde, gazetelerde, haberlerde, Tv programlarında hep aynı isim; ”KÖZ”.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmış, örgüt kurma/yönetme suçundan ceza almış ama hala tartışılıyor.
Kimine göre FETÖ’nün ”yedek lastiği”, kimine göre bağımsız bir ”Nurcu kanat”, kimine göre ise hala o büyük ahtapotun bir kolu.
Suriye’deki Risale-i Nur okuma izinlerinden tutun Ekrem İmamoğlu casusluk iddianamesine, Nurcular arası Mehdilik kavgalarına kadar her yerde adı geçiyor.
Birileri ”KÖZ üzerinden Nurcular vasıtasıyla legal zeminde devam ediyor” diyor, birileri ”FETÖ’den ayrıldı, kendi yolunu çizdi” diyor. Gerçek nerede?
Ateş, közün altında mı, yoksa közün kendisi mi?
Asıl mesele şu; 15 Temmuz’dan bu yana ”FETÖ temizlendi(!)” diyoruz ama her nedense bu temizlik bitmiyor.
Her yeni dava, her yeni itirafçı, her yeni iddia yeni bir köz ortaya çıkarıyor.
Emniyette, yargıda, medyada, hatta Nur camiasının içinde bile hala ”KÖZ’cü mü, KOZ’cu mu, FETÖ’cü mü?” tartışmaları dönüyor.
Bir grup diğerini ”devlet ihalesi aldı, FBI’yla görüştü” diye suçluyor; öbürü ”siz hala paralel devlet peşindesiniz” diyor.
Ortada somut deliller, mahkeme kararları var ama asıl soru şu; Bu köz neden sönmüyor?
Nasıl sönsün ki… Çünkü altındakiateş hala yanıyor. Yanmasının devamı için birileri ateşin altını sürekli üflüyorlar.
Kendi aralarındaki içi hesaplaşmaları bitmedi. Eski imamlar, eski abiler hala sahnede. İstihbarat bağlantıları, yurtdışı faaliyetler, legal görünümlü yapılar konuşuluyor. Ve en önemlisi; Toplumda ”FETÖ” etiketi o kadar geniş kullanıldı ki, artık herkes herkesi o etiketle vurabiliyor.
Bu ateş sönmedikçe köz de soğumuyor. Soğumadıkça da yeni mağduriyetler, yeni kumpas iddiaları, yeni ”etkin pişmanlık” hikayeleri doğuyor.
Peki bu işin sonu ne olacak, nereye varacak?
Şakası yok!
Ya bu köz gerçekten söndürülecek, ya da közün altında yanan ateş bir gün yine alevlenecek!
Siz ne diyorsunuz?
Köz soğudu mu, yoksa hala el yakıyor mu?
15 Temmuz sürecinde nasıl kollanmış olabilirler? ”KÖZ”cülerin sinsi yapılanması hala nasıl sürdürülüyor? Akademi başta olmak üzere değişik alanlardaki faaliyetlerini, habeleşmelerini nasıl ve ne şekilde sağlıyorlar? Yerel siyasetçiler üzerinde etkinler mi? 15 Temmuz sürecinde ”FETÖ”cü diye bilindikleri için gözaltına alınıp tutukluluk sürelerinde çıkarıldıkları mahkemelerde onları savunan bazı isimlerin etkin yerel siyasette yer almaları rastlantıdan mı ibaret? . . .
Konuya dair bilgilerimizi ve analizlerimizi aktarmaya, bu sinsi yapının yereldeki ve geneldeki aparatları üzerinden sürdürdüğü faaliyetlerini takipçilerimizle paylaşmaya devam edeceğiz.