Kamu vicdanındaki yargılaması bitmiş ve kararı açıklanmış olan;
”Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü Davası” Silvri’de kurulan 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanılanırken ilk günde göze çarpan en önemli ayrıntı;
CHP’ci Genel Merkezi’nin, CHP’lieri ”Suç Örgütü” davasında yargılananları değil, sadece örgütün lideri pozisyonundaki Ekrem İmamoğlu’nu desteğe yönlendirmeye zorlanmalarına rağmen, CHP’lilerin bu yönlendirmeye duyarsız kalarak beklenenin aksine ”bölük bölük” Silivriye gitmemiş olmalarıdır.
CHP’liler bu refleksleri ile konformist önceliklerini soğuk hava koşullarına rağmen zorlamak istemedikleri için mi yoksa kendilerinin de İmamoğlu’na dair inançlarını yitidikleri için malumun ilanını mı yerine getirdiler? Bu ayrıntının etkileri ilerleyen günlerde daha da belirgin olarak ortaya çıkacak.
İmamoğlu’nun şov girişimlerine karşılık mahkeme heyetinin kararlılık gösterdiği ve İmamoğlu Şova izin vermediği süreçte geçen ve izleyici sıralarındaki CHP’cilerin mahkemeyi sirke dönüştürme çabalarıda sonuçsuz kaldı.
Ekrem imamoğlu’nun duruşmanın başından sonuna kadar, yargılamanın seyrini ve ahengini olumsuz etkilemeye yönelik şov ağırlıklı prpvokatif çabaları gösteriyor ki, kendisinin bu davada yalnız bırakıldığınıın farkında!
Özgür Özel ve ekibinin, kendisiyle ilgili “Sureti haktan görünmek” kastıyla film icabı reaksiyon gösterdiklerini en iyi bilen ve bunun farkında olan Ekrem imamoğlu; işin başa düştüğünü kabul etmiş.
İmamoğlu, sadece Özgür Özel ve CHP elitleri tarafından yalnız bırakıldığının değil aynı zamanda onu teşvik eden ve cesaretlendiren İngiliz’lerin ve Bilderberg‘in Türkiye’deki temsilcilerinin de kendisinin üzerini çizdiklerinin farkında.
Başından beri büyük projenin aparatı olduğunun farkında olamadığı İmamoğlu’nun ayakları yeni yeni suya eriyor.
Anladı ki, onun başına gelenlerle ilgili mevcut durumun iktidar otoritesinin ilgisi yok!
Üzerinin çizilme kararının hangi mahfillerde verildiğini yeni yeni idrak etmeye başlayan İmamoğlu, çaresizliğinin ruhsal hezeyanı ile refleks gösterirken, hiçten gelip hiç olarak yine hiçliğin içine terkedildiğini hazmedemiyor.
Diğer taraftan da; Zamanında güvendiği dağlara yaslanarak devlete, devletin otoritesine karşı sarf ettiği sözlerden, takındığı tavırlardan dolayı işlediği haltın farkındalığı ile şimdi o dağlara kar yağarken yönünü devletten yana, devletin otoritesine de çeviremiyor olmanın beyhudeliği içerisindeki İmamoğlu’nun…
İşi zor değil. İmkansız!
Kamu vicdanındaki yargılaması bitmiş ve kararı açıklanmış olan;
”Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü Davası” Silvri’de kurulan 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanılanırken ilk günde göze çarpan en önemli ayrıntı;
CHP’ci Genel Merkezi’nin, CHP’lieri ”Suç Örgütü” davasında yargılananları değil, sadece örgütün lideri pozisyonundaki Ekrem İmamoğlu’nu desteğe yönlendirmeye zorlanmalarına rağmen, CHP’lilerin bu yönlendirmeye duyarsız kalarak beklenenin aksine ”bölük bölük” Silivriye gitmemiş olmalarıdır.
CHP’liler bu refleksleri ile konformist önceliklerini soğuk hava koşullarına rağmen zorlamak istemedikleri için mi yoksa kendilerinin de İmamoğlu’na dair inançlarını yitidikleri için malumun ilanını mı yerine getirdiler? Bu ayrıntının etkileri ilerleyen günlerde daha da belirgin olarak ortaya çıkacak.
İmamoğlu’nun şov girişimlerine karşılık mahkeme heyetinin kararlılık gösterdiği ve İmamoğlu Şova izin vermediği süreçte geçen ve izleyici sıralarındaki CHP’cilerin mahkemeyi sirke dönüştürme çabalarıda sonuçsuz kaldı.
Ekrem imamoğlu’nun duruşmanın başından sonuna kadar, yargılamanın seyrini ve ahengini olumsuz etkilemeye yönelik şov ağırlıklı prpvokatif çabaları gösteriyor ki, kendisinin bu davada yalnız bırakıldığınıın farkında!
Özgür Özel ve ekibinin, kendisiyle ilgili “Sureti haktan görünmek” kastıyla film icabı reaksiyon gösterdiklerini en iyi bilen ve bunun farkında olan Ekrem imamoğlu; işin başa düştüğünü kabul etmiş.
İmamoğlu, sadece Özgür Özel ve CHP elitleri tarafından yalnız bırakıldığının değil aynı zamanda onu teşvik eden ve cesaretlendiren İngiliz’lerin ve Bilderberg‘in Türkiye’deki temsilcilerinin de kendisinin üzerini çizdiklerinin farkında.
Başından beri büyük projenin aparatı olduğunun farkında olamadığı İmamoğlu’nun ayakları yeni yeni suya eriyor.
Anladı ki, onun başına gelenlerle ilgili mevcut durumun iktidar otoritesinin ilgisi yok!
Üzerinin çizilme kararının hangi mahfillerde verildiğini yeni yeni idrak etmeye başlayan İmamoğlu, çaresizliğinin ruhsal hezeyanı ile refleks gösterirken, hiçten gelip hiç olarak yine hiçliğin içine terkedildiğini hazmedemiyor.
Diğer taraftan da; Zamanında güvendiği dağlara yaslanarak devlete, devletin otoritesine karşı sarf ettiği sözlerden, takındığı tavırlardan dolayı işlediği haltın farkındalığı ile şimdi o dağlara kar yağarken yönünü devletten yana, devletin otoritesine de çeviremiyor olmanın beyhudeliği içerisindeki İmamoğlu’nun…
İşi zor değil. İmkansız!


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!