Türkiye, FETÖ terör örgütüyle yıllardır amansız bir mücadele veriyor. 15 Temmuz ihanetinin üzerinden geçen yıllarda devlet, bu sinsi yapının kollarını tek tek kırdı; ancak örgüt, dışarıdan göründüğü kadar monolitik değil. İçeride derin yarıklar, güç kavgaları ve karşılıklı ihanetler sürüyor. İşte bu karanlık tablonun en dikkat çekici parçalarından biri; FETÖ’nün eski ”emniyet imamı” Kemalettin Özdemir’in (KÖZ) etrafında şekillenen grup ile ana FETÖ gövdesi arasındaki gerilim ve çatışma.
Kemalettin Özdemir, uzun yıllar FETÖ’nün emniyet teşkilatı içindeki en kritik isimlerinden biriydi. 2005’e kadar örgütün ”emniyet imamı” olarak anılan Özdemir, daha sonra FETÖ’den ayrıldığını iddia ederek kendi çevresinde ”KÖZ” diye bilinen bir yapılanma oluşturdu. Bu grup, özellikle emniyet bünyesinde örgütlendiği öne sürülen, FETÖ’nün eski kadrolarından beslenen ancak ana yapıdan kopmuş bir fraksiyon olarak nitelendiriliyor. Özdemir ve çevresi, mahkemelerde suçlamaları FETÖ’ye atarak kendilerini ”ayrılmış” göstermeye çalışsa da, savcılıklar bunu ”silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” kapsamında değerlendiriyor. Öyle ki, 2025’te Özdemir’e verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası, bu yapının hala hukuki takibin odağında olduğunu gösteriyor.
Peki bu çatışma nereden kaynaklanıyor?
FETÖ gibi hiyerarşik, disiplinli görünen bir örgütte bile güç, para ve kontrol kavgası kaçınılmaz. Özdemir’in grup olarak FETÖ’den ayrılma süreci, eski imamlık dönemindeki derin sırlar, şantaj iddiaları ve karşılıklı ”kirli çamaşır” tehdidiyle dolu. Bazı anlatımlara göre, Özdemir’in Gülen’e karşı pozisyon almasında kişisel ve yapısal hesaplaşmalar etkili olmuş; emniyet içindeki rekabet, kumpas dönemlerindeki roller ve sonrası dağılma bu gerilimi derinleştirmiş.
FETÖ’nün genelinde de benzer bölünmeler yaşanıyor;
Gelenekçiler, Yenilikçiler, MÖZ (Mustafa Özcan) grubu, Barbaros grubu gibi fraksiyonlar arasında liderlik, mali kaynaklar ve dış bağlantılar üzerinden kıyasıya mücadele devam ediyor. Gülen’in sağlık sorunları ve ölüm sonrası senaryoları bu iç savaşı daha da alevlendiriyor.
KÖZ grubu, FETÖ’den ”kopmuş” gibi görünse de birçok analize göre örgütün emniyet ayağındaki eski refleksleri taşıyor. Emniyet teşkilatı içinde ”KÖZ yapılanması” iddiaları yıllardır konuşuluyor; eski emniyetçiler ve gazeteciler bu konuyu sıkça gündeme getiriyor.
Özdemir’in mahkemede FETÖ’yü suçlaması, klasik bir savunma taktiği gibi duruyor. Suçu üst yapıya at, kendini akla. Oysa FETÖ’nün emniyet imamı olarak yıllarca örgütün kritik operasyonlarında rol aldığı bilinen bir isim için bu ayrılık, tam bir temizlik değil, daha çok güç paylaşımında yaşanan bir kırılma olarak okunuyor.
Bu çatışma, FETÖ gerçeğinin en önemli derslerinden birini bir kez daha ortaya koyuyor!
Örgüt, ideolojik bir cemaatten çok, çıkar üzerine kurulu bir suç şebekesi. Bu yapının çindeki herkes birbirini yakından tanıyor; herkesin elinde birbirine karşı kozları var.
17-25 Aralık kumpaslarından 15 Temmuz darbesine, faili meçhul cinayet iddialarından mali kaynak kavgalarına kadar her şey bu yapının karanlık yüzünü gösteriyor.
Devlet, FETÖ ile mücadelesinde bu iç çatışmaları da dikkate alarak hareket ediyor; çünkü bölünmüş bir yılan hala zehirlidir.
Sonuç olarak, FETÖ ve KÖZ dahil diğer bütün türevleri aynı zehirli gövdenin dallarıdır!
Birinin diğerine düşmanlığı, millete duydukları husumeti azaltmıyor.
Türkiye, bu yapıları tamamen temizleyene, emniyetinden yargısına, eğitiminden bürokrasisine kadar her alanda FETÖ artıklarıyla hesaplaşmayı bitirene kadar dikkatini elden bırakmamalı.
Karanlık yapılar, ancak güçlü bir devlet iradesi ve toplumsal uyanıklıkla yok edilebilir.
KÖZ/FETÖ gerilimi, bu mücadelenin hala bitmediğini hatırlatan acı bir örnek olarak tarihe geçiyor.
Milletimizin birliği ve devletin bekası, bu tür sinsi hesaplaşmaların üstesinden gelmenin en büyük güvencesidir.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!