City of London Bankerleri ve Chatham House ellerinin altındaki tüm tuşlara bastılar!
15 Temmuz sonrası kepaze olan ve ABD’de sığıntı statüsündeki FETÖ‘cüleri kendi yedeklerine alan bu yapılar, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde CHP içinde nüvelendirdikleri aparatları sayesinde geliştirdikleri hamle planlarını stratejiye dönüştürüp, Bilderberg’in Türkiye ayağını oluşturan iş dünyasının malum amiral gemilerini oyuna sürmelerinin ardından devam eden süreçte, Ekrem İmamoğlu’nu CHP’nin tam ortasına ”Truva Atı” olarak yerleştirdiler.
Atlamadan belirtmek gerekir ki, İmamoğlu‘nun CHP içine Bildenberg’çiler tarafından yerleştirilme süreci ilk seçildiği 23 Haziran 2019 yerel seçimlerinden hatta Beylikdüzü belediye başkanı seçilmesinden önce, Süleyman Demirel’in CHP Genel Başkanı Deniz Baykal‘dan ricası ile CHP Beylikdüzü ilçe başkanı olarak atanması ile başlamıştır.
Kemal Kılıçdaroğlu ise İmamoğlu’nu kucağında hazır ve nazır bulduğunda iş işten çoktan geçmiş, İmamoğlu’nu sahaya sürenlerin planları tıkır tıkır işlemeye başlamıştı.
Kamuoyu ve CHP tabanı bu süreçleri çekirdek çıtlayarak sıradan siyasi gelişmeler diye yorumlayarak, Ekrem İmamoğlu isimli genç bir siyasetçinin ”arkasına aldığı taban ve halk desteği sayesinde yükselişinin estirdiği rüzgarı” film tadında izlemekteydi.
Kimileri, İmamoğlu’nun ”2019 İstanbul başarısı” üzerinden onu CHP Genel Başkanlığı’na layık görürlerken bilmiyorlardı ki, İmamoğlu’nun ipleri başka mahfillerin elindeydi ve onun üzerinden geliştirdikleri çok daha farklı çok daha iddialı planları vardı.
Bu plannın sahipleri, İmamoğlu üzerinden sahaya sürdükleri stratejilerini başka bir piyon sayesinde bir adım öteye taşımak zorundaydılar. Çünkü onların beklentilerinin finali, CHP’yi ele geçirmek kadar kolay ve basit değildi.
Hedeflerinin finali;
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINI ELE GEÇİRDİKLERİNDE KARARTACAKLARI EKRANDA ”THE END” YAZDIĞINDA OLACAKTI..!
İmamoğlu üzerinden kurgulayıp planladıkları ve strateji olarak sahaya sürecekleri ”piyon” için en uygun ismi bulmakta hiç zorlanmadılar.
O da hazırdı!
Bu noktada oyuna dahil edecekleri daha önceden hazırladıkları ”piyon” Özgür Özel‘den başkası değildi.
Bu arada CHP tabanı ve kamuoyu tüm bu olan biteni; siyasi işler/güçler, CHP’deki olumlu gelişmeler, belediye başkanlıkları, Milletvekili olabilme yarışları içinde siyasetin olağanlığı veya antin kuntin abuklukları olarak nitelendirip, kurulan altılı masa mizasenlerini, muhalefetin kararlılığı, muhaliflerin güç birliği diye umutlanıp aşağıda olan bitenden habersiz, Muharrem İnce gibi iyi niyetli figürlerin telin üzerinede sergiledikleri performanslarını izlemeyi sürdürüyorlardı.
Süreç devam ederken son Cumhurbaşkanlığı seçimine geliniyordu ki,
Kılıçdaroğlu, ABD ve İngiltere seyahatlerinin sonrasında geldiği gazın dozajına dayanamayarak; Cumhurbaşkanı Adayı oldu. Oldu olmasına da, bu karar sadece Kılıçdaroğlu’nun iradesi ile alınmış bir karar değildi. Diyerek herkesi ters köşeye yatıran o detay kısmı ile ucundan kenarından devam edelim…
Tüm bu gelişmeleri anı anına, dakikası dakikasına takip eden; İngiliz aklınının sahaya sürdüğü planları stratejiye çevirerek amaçladığı final beklentilerini akamete uğratmak üzere binlerce yıllık köklere sahip TÜRK DEVLET AKLI‘da boş durmuyordu!
Tellerin üzerine cambazları da çıkartır, masalar kurdurur, ittifaklar oluşturulmasının önünü açar hatta yıllarca ”üç maymun taklidi yapar”; Önündeki tavşanları yakalamak kaçınılmaz olduğunda da o tavşanları kağnı arabasıyla bile enselerinden yakalar.
Tavşanlar, sahada pervasızca ”ağalarının onlara sağladıkları” özgüvenleri tavan vaziyette kafalarına göre koşuşturup oynaşıyorlardı.
Ve fakat, ama, lakin…
Pipilerinin ucunda peynir kırıntısı görüp mabadlarını mandıra zannedenler;
Derin İngiltere gözetiminde, Bildenberg gazıyla, Chatham House aklıyla, City of London parasıyla; Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘ne atar/gider yapmaya yeltenip, Savcılarına ve mülki amirlerine hakaretler düzüp Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı‘na yakışıksız imalarda bulunabilme cesaretini kendilerinde görüp bun da sözde halk adına, millet adına, vatandaşın refahı adına, demokrasi adına, barış adına yaptıkları yalanının arkasına sığınıp; Gazi Mustafa Kemal‘i ismini kendilerine kalkan olarak kullanmaya cesaret ve tevessül ederek pervasızca yapıyorlardı.
İngiliz kaşığı ile emperyalist haltı yiyenlar; Akıl etmedikleri gibi örneklerini de görmezden geldiler;
Türk Devleti, yukarıdaki haltları kurumsal kimliğine ve milletine karşı reva görenleri içeri alır ve ya akıllandırır ya da büsbütün aklını alır!
Ezcümle;
Konu CHP veya bir başka siyasi parti, başka bir siyasi figür meselesi değildir.
Türk Devleti, üniter yapısına karşı, milli birliğine ve bekasına karşı pozisyon alan dış mihraklara ve onların içerideki aparatlarına yönelik kararlı bir refleks ortaya koymaktadır.
Türk Devleti’nin ortaya koyduğu bu siyaset üstü refleksin CHP üzerinden plan yapanlarla sınırlı kalmayacağı bilinmelidir. Ucu/uzantıları kimlere, nerelere kadar varacaksa varacak ve finale son noktayı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Devlet Aklı koyacaktır.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!