Provokasyonlar hiçbir zaman kendiliğinden ortaya çıkmaz. Toplumun sinir uçlarına dokunulur, kutuplaşma derinleştirilir ve siyasi gündem başka yöne çekilir.
Ekonomik krizlerin, dış politika kırılmalarının ya da iç siyasi baskının arttığı dönemlerde “kontrollü kaos” en eski yöntemlerden biridir. Çünkü korkan ve öfkelenen toplum, sorgulamaktan uzaklaşır.
Asıl tehlike burada başlıyor..!
İnsanlar birbirini ve birilerini ”hedef” olarak görmeye başladığında, toplumsal düzen yerini linç psikolojisine bırakır ve kitlesel itaatsizlik alır başını gider.
Provokatörlerin ekmeğine yağ sürmek;
Koç Grubuna karşı başlatılan nefret gibi, dün sosyal medya üzerinden nefret pompalanır, bugün kurşun sıkılır, yarın daha büyük kaoslar yaşanır. Provokatörlerin hedefledikleri doğrultuda haraket edildiğinde onlar tam da bunu isterler; toplumu kutuplara ayırmak, güven duygusunu çökertmek ve herkesin birbirinden şüphe ettiği bir atmosfer oluşturmak.
Toplumun sinir uçlarına dokunmak…
İnanç ve etnik köken üzerinden denenen provokatif girişimlerin Türk toplumu üzerinde beklenen etki karşılığını uzun yıllardır alamayan şer odakları fırsat bu fırsat diyerek ”etnik kimlik üzerinden üstüne üstelik namus algısını” önceleyen baskıyı sosyal medya üzerinden denemekten geri kalmadı.
Bir değnek var ve sadece iki ucu değil her tarafı boka batırılmış durumda!…
…Tut tuabilirsen, neresini avuçlasan eline pislik bulaşacak.
”Kürt Kadını” diye başlayan, Rahmi Koç tarafından dile getirilen o ahlak mugayir sözde fıkranın densizliğinin bedeli her kim tarafından sarf edilmiş olursa olsun yasa ve adalet önünde hesabı mutlaka sorulmalıdır ve sorulacaktır. Vicdan yönünde ise Rahmi Koç gereğini yerine getirip işgal ettiği sorumluluğunun icabını ”özürünü dileyerek” kamuoyu ile paylaşmıştır.
Namus hepimizin namusudur!
Uzanacak el kökünden, uzanacak dil dibinden koparılıp atılır.
Ancak bu noktada namusa, şerefe, haysiyete direk saldırı olmadığı gibi sarf edilen sözün altında kalındığı durumu provokatif bir takım eylemlere devşirmeye yeltenen odakların oyunlarının aparatı olmamaya dikkat edilmesi öncelenerek sağ duyu ile konuya yaklaşmak gerekir.
* * *
Öte yandan…
Ey!
Karadeniz’in asil kadınları;
Bu ülke için tek bir gün bile of demeden yaylada/dağda/bayırda/çatakta/fındık bahçelerinde/çay tarlalarında çalıştınız, ürettiniz, alın teri döktüp vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirdiniz.
Buna rağmen yıllarca, Fadime teyzem/ablam başta sen olmak üzere ”fıkra” adı altında haksız genellemelerle anıldığınız oldu, aynı fıkraların içeriğinde çoğu zaman da alay konusu yapıldınız. Ama kimse haklarınızı savunmadı. Hoş gördünüz belki de siz bile gülüp geçtiniz o fıkra tadındaki lakırdılara;
Üstün zekalı, çözüm odaklı, pratik ve azdan çok deli uşaklar yetiştiren sizlerin, her birinizin ellerinden öpüyorum.
NOT: Bu yazımda ilham kaynağı olarak X hesplarındaki paylaşımlarıyla destek veren kıymetli kardeşlerim @ErolYlmz25 ve @cnspvlNil sağ olun var olun.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!