Gözle görmek, Ru’yet
Fikirle görmek, Nazar
Kalple görmek, Basîret
Hissederek görmek, Şu’ur
Ruhla görmek, Sevgi
Anlayarak görmek, İdrak
Tüm benlikle görmek, Kulluk
Nefisle sevmek, Heves
Akılla sevmek, Hevâ
Kalple sevmek, Aşk
Yürekle sevmek, Sevgi
Tüm benlikle sevmek, Îmân…
Şimdi bu kavramların manevi bir zincir olduğu gerçeğini en başa oturtuğumuzda, hangisinin bir diğerinden farklı veya ayrı olabileceğini nasıl düşünebiliriz?… Düşünemeyiz!
Öyleyse; Sosyal yaşamın içinde bu sarmalın biz neresindeyiz?
Görmek ve Sevmek icaplarını bizim alanımızdaki, ruh dünyamızda ve inanç sistematiğimizdeki desteklenen merkezimizin kaptan köşkünün önündeki yukarıdaki başlık tuşlarının hangisinin farkındayız?
El cevap; Hiç birinin!
Çünkü, yapay gündem gereği kodlanan maneviyatımızın algılara teslim edilmiş ”şeytani” maksatların tutsağı durumundan sıyrılıp; olgularla bezenmesi gerekip aynı zamanda maneviyatımızın büzüştürülüp bir köşeye hapsedildiği ”konfor” alanlarımızı terk edemiyoruz.
Kin, nefret, ihtiras, hırs ve ego…! başlıklarının alt başlıklarını oluşturan dönemsel ve kojönktürel ruh hezeyanlarımızı teslim ettiğimiz manevi huzurun yerine gönüllü yerleştirdiğimiz hayal perdesinin gönüllü birer figüranıyız.
Vesselam;
Alelacele kendimizi arındırmamız gereken,
köse torunun dedesinin gür sakallarıyla övünmesine benzer haldeyiz.
İçine düştüğümüz dünyevi ”konfor” alanını bir an önce terk edip, kendimize karşı olan saygımızı önceleyerek manevi gerçekliğin şuuruna ermek zorundayız.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!