Faransa 1918 sonunda Adana’yı, 1919 Ekim’de Maraş’ı ve 1919 Kasım’da da Antep’i; Ermeni çetecilerle birlikte işgal eder.
Sakarya Meydan Muharebesi’nin sonunda, 20 Ekim 1921’de TBMM Hükümeti ve Fransa arasında Ankara’da yapılan anlaşma ile Fransa işgal ettiği Adana, Antep ve Maraş’dan çekildi.
Bu TBMM Hükümeti ve İtilaf Devletleri arasındaki bir ülkeyle ilk anlaşma olmakla birlikte, TBMM Hükümeti’nin İtilaf Devletlerince siyasi varlığının tanındığı yönüylede en önemli belge olarak tarihi kayıtlara geçmiştir.
Adana, Maraş, Antep ve o bölgedeki 1918’de başlayan Fransız işgalinde, işgalci Fransızlar’dan aldıkları cesaretle Türklere karşı sayısız katliamlara, yağmalara, tecavüze girişen Ermeni çetecilerin uyguladıkları vahşet/mezalim tarihin sayfalarındaki kirli bölümler olarak yer almakta.
20 Ekim 1921’deki Ankara anlaşması ile;
Güney Cephesindeki askeri mücadele kapandı. O bölgedeki birlikler Batı Cephesi’ne kaydırıldı.
Fransa, TBMM Hükümeti’ni ve daha önemlisi Misak-ı Milli sınırları tanıyan ilk büyük ülke ve İtilaf Devleti oldu. TBMM Hükümeti’nin siyasi varlığı uluslararası boyutta tanınmış ve kabul edilmiş oldu.
Fransa, Ankara Anlaşması ile… Maliyesi sıfır olan TBMM Hükümeti’ne kredi açarak terk ettiği bölgelerden çekilirken elindeki silah, mühimmat ve cephaneyi bu kredi kapsamında TBMM Hükümeti’ne bıraktı.
Fransızlar’ın ve onların beslemesi olan Ermeni çetelerinin Adana, Maraş, Antep ve o bölgede giriştiği katliamların, soygunların, tecavüzlerin ve mezalimin ”hesabı ne oldu?”
TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın ve Ankara Anlaşması’nın TBMM adına baş müzakerecisi ve anlaşmaya imza koyan TBMM Hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, Fransa adına anlaşmaya imza atan temsilci diplomat sıfatındaki ve daha sonraki yılda Fransa Dışişleri Bakanı olacak Henry Franklin Bouillon’a işgal yıllarındaki Türk halkına karşı uyguladıkları mezalimin hesabını sormak akıllarına gelmemiş midir?
Diğer bir bakış açısıyla; 1918’den 1921’e kadar Fransızlrın ve Ermeni çetecilerin her türlü mezalimi altında tarifsiz acılar çeken, sayısız kayıplar veren Adana, Maraş ve Antep halkı başta İstiklal Harbi’ne gönüllü destek veren Türk Milleti’nden bir kişi çıkıpta; ” İşgalcilerle nasıl anlaşırsınız, Ermeni çetecileri af mı ettiniz, bu anlaşma düşmanla işbirliğidir, ülkeyi ve millettin istiklal umudunu nasıl satarsınız?” gibi tek bir soru sorup arkasından TBMM Vekillerine yönelik; ” Siz düşmanla yapılan bu anlaşmaya nasıl razı gelip neden itiraz etmeyip neden imzalanmasına rıza gösterirsiniz?” diye sormadı? Mütareke basını dahil Mustafa Kemal Paşa’ya en sert hasımlık güdenler bile neden çıkıp Ankara Anlaşması alehine tek kelime laf etmediler?
Ezcümle;
Hain tayfası ve hain tayfasına cehaletleri ile kindar inatları sayesinde hizmet edenler..!
Türk Devlet Aklı’nın ve Türk Milleti’nin feraseti, kararlılığı ve İman bütünlüğü karşısındaki müebbete çarptırılmış olduğunuz kepazelikten/rezillikten ve zelillikten affınız olmadı, olmuyor ve asla olmayacak..!


YENİ PARTİ, DENKLEMDEKİ EŞİTTİRİN NERESİNDE?