Bir belediye başkanı, seçildiği günden itibaren o sandıktan çıkan iradenin temsilcisidir.
Seçmen ona, belirli bir parti programına, belirli bir dünya görüşüne ve belirli vaatlere güvenerek oy vermiştir.
Ne var ki bazı belediye başkanları, bu güveni bir kenara bırakıp koltuklarını korumak ya da daha yüksek makamlara tırmanmak için parti değiştirme yolunu seçiyor.
Bu da siyasi ahlak seviyesinin en düşük halidir!
Parti değiştirmek, basit bir ”görüş değişikliği” olmayıp iktidar rüzgarının estiği yöne göre yapılan hesaplı bir manevradır.
Daha da vahimi, bu ilkesizliğin genç kuşaklara verdiği mesajdır. Ve siyaset, ideal veya sorumluluk işi değil; fırsatçılık ve koltuk sevdası işi gibi gösteriliyor.
Bir belediye başkanı, seçildiği partinin değerlerini savunduğu için değil, rüzgarın yönünü doğru kestirdiği için ”başarılı” sayılıyorsa, siyasetin ahlaki zemini çoktan çökmüş demektir.
Bazı parti değiştiren belediye başkanları da var ki, nitelikleri üzerinden değerlendirilip saf nicelik üzerinden aday gösterilip seçildikleri partilerini arkalarında bırakıp başka partiye iltica nedenlerini, halka daha iyi hizmet edebilmek adına gösterdikleri feragat gibi basit ve ucuz gerekçelerin arkasına sığınmaya tevessül edebiliyorlar.
Sonuç olarak, parti değiştiren belediye başkanları yalnızca kendi itibarlarını değil, demokratik temsiliyet ilkesini de zedeliyorlar.
Asıl sorun;
Geldikleri gibi gidenleri, en başında gelirlerken kabul edenlerde ve yeni gittikleri partide onları kabul edenlerde!


BİR MİLLET, DEVLETİ İLE BİRLİKTE UYANDI..!