Fransa’da başayan ve her geçen gün dozu artarak genişleyen sokak eylemleri toplumsal iteaatsizliğin sınırlarını zorlayarak ulusal güvenlik sorunu halini aldı.
Geride kalan haftasonu diğer Avrupa ülkelerine sıçrayan ve domino etkisi ile yayılan benzer eylemler karşısında herkes şaşkın.
Avrupa’yı bir haftada etkisi altına alan bu gelişme karşısındaki tedirginlik yerini korkuya bırakırken olayların sıçradığı diğer ülkeler geçtiğimiz hafta karşıdan izledikleri Fransa’daki benzer sokak eylemlerinin kısa sürede kendi ülkelerinde de sokak çatışmalarına dönerek ulusal güvenliği tehdit edecek boyutlara ulaşma ihtimaline karşı son derece tedirginler.
Yorumlar, analizler, öngörüler… 5N 1K tekniğinin; Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Neden/niçin ve Kim sorularının devreye girmesi gereken bir durum.
Ancak bu tekniğe mevcut gelişmeler doğrultusunda ”ne zaman biter?” sorusunu da eklemek gerekiyor.
Geçtiğimiz Eylül ayında bir araya gelen aralarında Kanada’nın da bulunduğu diğer 11 Avrupa ülkesinin dışişleri bakanları bir araya gelerek 8 Eylül 2026 tarihinde başını Fransa’nın çektiği ortak bir deklarasyon yayınladılar.
Birleşik Krallık(İngiltere), Fransa, Norveç, İspanya, Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Portekiz, Polonya ve İsveç dışişleri bakanları tarafından yayınlanan ortak deklarasyonun temel amacı olarak;
İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karşı İsrail’e ekonomik yaptırımlar uygulamak ve iki devletli çözümü korumaktır… denilmekteydi.
İşte çanığın, çömleğin patlayacağının da fitilini bu ortak deklarasyon metninin özet cümlesi ateşledi.
Sadece bu cümleyle sınırlı kalmayan ve İsrail’e sunulan yaptırım temelli; Ticaret ve İş İlişkilerini Yasaklamak, İlhak ve Zorunlu Göçü Engellemek, Yerleşim Genişlemesini Durdurmak ve Sorumluluk ve Hesap Sorulabilirliği Sağlamak başlıklarının yer aldığı ortak deklarasyona karşı İsrail’in göstereceği reaksiyon ne ve nasıl olacaktı?
Sorusunun cevabına ait ilk cümle Paris sokaklarında kurulurken bir hafta içinde diğer Avrupa başkentlerinde ve önemli şehirlerinde devam ederek anlaşılması net ve açık bir cümle halini alıyordu.
İsrail, cevabının ilk cümlesini neden Fransa’da/Paris’te kurdu? sorusuna; Fransa’nın ortak deklarasyonda başı neden Fransa’nın çektiği detayını analiz etmekte fayda var.
Fransa, Suriye’de Eset’in kaybetmesiyle birlikte esas kaybeden olmasının arkasından, elinde Afrika’daki çıkarlarını koruyabilmesi için kalan yegane köprü olarak gördüğü Lübnan’a yönelik İsrail’in saldırgan ve ilhak maksatlı çıkışları karşısında doğal bir tedirginlik yaşamaya başlamıştı. Ve bu tedirginliğin kısmen yada tamamen ortadan kalkması adına İsrail’in Lübnan üzerindeki baskılayıcı girişimlerini akamete uğratmayı amaçlayarak uluslararası bir hamle yapmayı bu hamlesine de diğer Avrupa ülkelerini dahil ederek sonuç almayı umuyordu.
Bunun farkında olan İsrail, ortak deklarasyona vereceği cevabın ilk cümlesini o nedenle Fransa’nın başkenti Paris sokaklarında kurdu.
Bu ilk cümlenin ardından cevabındaki gelişme paregrafına geçen İsrail, diğer Avrupa ülkelerindeki uyuyan hücrelerini devreye sokarak ülkelerin muhalefetlerine yerleştirdiği işbirlikçileri sayesinde oeratk deklarasyona katılan veya katılmamasına rağmen destek veren diğer ülkelere net mesaj veriyor.
2013 Gezi kalkışmasından günler öncesi Taksim Meydanı’na canlı yayın araçlarını konuşlandıran, kendi medyalarından olayları ballandıra ballandıra dünyaya servis eden ve bu sayede Türk ekonomisine verecekleri zararla birlikte ”eski Türkiye’ye dönüş” hayalleri kuanlar; İsrail’in onların şehirlerini savaş alanı haline getirerek verdiği cevap karşısında geride kalan o ”tek dişlerini” nasıl koruyacaklarını hep birlikte; ”Men dakka dukka” diyerek izleyeceğiz.
”İsrail’e biz ettik sen etme.” demeden İsrail’den özür dilemeden önce her birinin Cumhurbaşkanlarının, başbakanlarının son bir alternatifleri daha var.
Tecrübe, kararlılık, dirayet, netlik, doğruluk/dürüstlük ve cesaret yoksunluğu içinde kıvranarak İsrail’in kendi ülkelerinin ortasında başlattığı bu karşı atağı savuşturmak, ortadan kaldırmak istiyorlarsa;
Hiç zaman kaybetmeden teker teker veya bir arada bir uçağa doluşarak, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu alarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesine gelecekler ve mevcut durumdan kendilerini kurtarabilmenin tavsiyelerini, önerilerini ve/veya talimatlarını alacaklar.
Nokta!


BUNDAN SONRASINI BUNDAN ÖNCESİ İLE ANALİZ ETMEK GEREKLİ…