Balkanlar’da FETÖ’nün Kökleri;
Türkiye’nin Arka Bahçesindeki Sessiz Tehdit..!
Balkanlar, Türkiye için sadece kültürel bir bağ ve tarihsel anlamlar ifade eden bir alan değildir.
Aynı zamanda sratejik derinliği olan ve ülke sınırlarımızın çizilmiş haliyle bitişik coğrafyadır.
Bu coğrafyada 30 yılda bu alanda inşa edilen en sinsi yapılardan biri, Fetullahçı Terör Örgütü’nün ”FETÖ” eğitim, sivil toplum ve ekonomik ağıdır.
Balkanlar’daki varlığını ”eğitim” ve ”hayırseverlik” maskesiyle sürdürmeye çalışan FETÖ, Türkiye için uzun vadede ele alınıp incelendiğinde güvenlik tehtididir.
FETÖ’nün Balkanlar’daki hikâyesi 1990’ların başında başlar. Arnavutluk’ta Gulistan Eğitim Vakfı ile başlayan yapılanma, kısa sürede Bosna-Hersek, Kosova, Kuzey Makedonya ve Romanya’ya yayılmıştır.
Türkiye’nin 2016 sonrası baskısıyla birçok kurum kapatılmış veya Türkiye Maarif Vakfı’na devredilmiş olsa da, örgüt tamamen ortadan kalkmamıştır.
Kağıt üzerinde devir oyunları ile ABD veya İngiltere merkezli şirketler üzerinden yapılan ”temizleme” girişimleri ve yerel siyasi partiler içinde yuvalanma gibi yöntemlerle varlıklarını korumaya ve sürdürmeye çalışmışlardır.
Arnavutluk, Bosna Hersek ve Kuzey Makedonya’daki kiralık evlerde organize edilen ”yoğunlaşma” kamplarında gençler ideolojik eğitime tabi tutulmaktadır. Bu faaliyetlerin finansı ise firari örgüt üyeleri tarafından karşılaırken Türkiye’deki hücre evlerinin para trafiğiyle bağlantılı oldukları operasyonlarda ele geçirilen örgüt üyelerinin verdikleri ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Amaç açık… Türkiye’de yeniden yapılanma için genç kadro yetiştirmek ve Balkanlar’daki imajı kullanarak meşruiyet üretmek.
Bu yapılanmanın Türkiye’ye yönelik tehdidi çok katmanlıdır.
Birincisi, doğrudan eleman temini ve finansman.
Balkanlar, vizesiz seyahat imkânı ve görece zayıf denetim nedeniyle örgütün ”arka bahçesi” işlevi görüyor.
İkincisi, uzun vadeli sosyal mühendislik.
Eğitim yoluyla yetişen yerel elitler, gelecekte Türkiye karşıtı bir tutum sergileyebilir veya Türkiye’nin bölgedeki yumuşak gücünü zayıflatabilir.
Üçüncüsü, kaçış ve lojistik koridoru.
2018’deki MİT-Kosova istihbaratı ortak operasyonunda yakalanan üst düzey isimlerin, Türkiye’den firarileri batıya geçirme ve himmet paralarını yönetme görevleri üstlendiği ortaya çıkmıştı. Benzer riskler hala mevcuttur.
Ezcümle;
FETÖ’nün Balkanlar’daki etkisi, Türkiye’nin milli güvenliği ve bölgesel etkisi açısından göz ardı edilemez bir tehdittir.
Eğitim maskesi altında yürütülen bu yapı, kısa vadede eleman ve para akışı, uzun vadede ise ideolojik nüfuz ve olası sabotaj potansiyeli taşır.
Türkiye’nin Balkan ülkeleriyle güvenlik iş birliğini derinleştirmesi, Maarif ve diğer resmi kanallarla alternatif eğitim yatırımlarını sürdürmesi ve sivil toplum düzeyinde uyanıklığı artırması şarttır. Aksi halde, 15 Temmuz’un acı dersleri, sınırların ötesinde tekrar edilebilir.
Balkanlar’daki FETÖ bağlantılı ve kapsamlı olan her ”okul” veya ”vakıf”, sadece bir eğitim kurumu değil, Türkiye’nin geleceği için bir stratejik hesaplaşma alanıdır.


SAVAŞLARIN DÜNDEN BUGÜNE YEGANE NEDENİ… ”AL GÜLÜM, VER GÜLÜM”