Savaşlar bugünden yarına mı çıkıyor?
Arka planda rekabet ve gerginliğin tırmandırma süreciyle birlikte sinir harbi üzerinden göstermelik diplomatik girişimler işletilir.
Örtülü faaliyetler devreye sokulur, istihbarat faaliyetleri yürütülür… Karşılıklı biribirlerinin sosyolojik sinir uçlarına basarlar. Toplumsal iteatsizliği körükleyecek 5. kol faliyetleri yürütürler. Silahlanma, propaganda ile devam eden yoğunluklu kirizlerin ardı ardına biribirini izlediği süreç…
Taraflar kendi yanlarında yer alacak diğer faktörleri biriktirmek üzere maslar kurarlar. Konsarsiyumlar oluşturulur.
Bu arada halklar farklı gündemlerle oyalanırlar. Ülkelerin gündem başlıkları sıklıkla değiştirilir. Perdenin arkasında işleyen süreç ve sistem tarafların halklarının gözlerinden ve dikkatlerinden bu sayede kaçırılır.
O maslardaki ”al gülüm ver gülüm” pazarlıklarının sonrasınada; ya düşük yoğunluklu çatışma ya da zamana yayılan sıcak fakat orta yoğunlukta devam eden savaş konseptine uygun karşılıklı ralli tarzı dalaşmalar.
Diğer taraftan da sürecin ”magazine” dönüştürülerek kamuoyuna tartışma zemini oluşturulması için açılan alan stratejinin önemli ayağını oluşturur.
Günün sonunda ise, masalarda yerini/yönünün/tarafını belirleyerek savaş seheminde yer alanlar katkıları ölçüsünde elde edebildiklerini sindirirler.
Bugüne özgü olmayan kalıp, tarihin bütün savaşlarında bu bağlam üzerinde, dönemin koşullarına uygun konjönktürel gelişmeler üzerinde gerçekleşmiştir.
Çok geriye gitmeden; 1. Dünya Savaşı; Balkan gerilimleri, silahlanma yarışı ittifak sistemleri ve Saraybosna suikastı ile Avusturya/Macaristan ültimatonu derken 2. Dünya Savaşındaki Versay düzeninin çöküşü, faşizmin yükselişi, münih anlaşması, Nazi/Sovyet Paktı ve Polonya’nın işgali…
Her iki savaş da konunun daha iyi anlaşılması bakımından incelendiğinde önemli örnekleri barındıracak içerikleri göz önüne sermekte.
Bugün değişen ne?
Hiç bir şey!
Sistem, strateji, taktikler, planlar, uygulamalar aynı… Beklentiler ve kazanım maksatları temel itibarı sayesinde bugünden farksız beklentilerin giderilmesi ve sağlanması adına dair ikiz kardeşler kadar ayrılması imkansız nedenler.
”Al gülüm, ver gülüm..!”


BUNDAN SONRASINI BUNDAN ÖNCESİ İLE ANALİZ ETMEK GEREKLİ…