Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Taksim Gezi olayları başlamadan bir kaç gün öncesinden canlı yayın araçlarıyla meydana konuşlanıp olaylar başladığında da olan biteni ballandıra ballandıra kendi halklarına izletirken keyiften şekil değiştiren, tek dişi kalan canavarın o bir tek dişine tutunmuş siz diğerleri;
Ülkelerinizin sokaklarındaki gösterilerde, yağmalarda, kundaklamalardaki…
”Mevzu eğitim sistemi değil siz daha anlamadınız mı?”
Macron ve diğerleri, Gezi olaylarında dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na verdiğiniz aklı şimdi siz yerine getirip…
”Öğrencileri, gençleri dinlesenize”
Paris sokaklarındaki gösterilerde gözümüze çarpan bazı duvar yazıları oldu.
Hayırdır? Bir duvar yazısında yazdığına göre…
”Zulüm 1789’da başlamış”
Hani siz, 14 yüzyılda başlayıp 17. yüzyıla kadar devam eden bilimde, sanatta, felsefede yeniden doğuş adında ”Rönesans” gerçekleştirmiştirip arasına da 16. yüzyılda Almanya’da Martin Luther öncülüğünde Katolik Kilisesi’nin yozlaşmasına karşı doğan dini bir yenilenme ile ”Reform” sıkıştırmıştınız.
N’oldu?…
”Rönesansınız” da ‘‘Reformunuz” da günün sonunda güme mi gitti?
Yoksa yüz yıllar süren bir aldatmaca, hayal, göz boyama mıydı hepsi?… Mal meydanda tam da öyleymiş!
E, biz zaten biliyorduk öyle olduğunu ama içimizdeki sizdencilerin ağdalı ağdalı, ballandıra ballandıra ”Reformunuzu”, ”Rönesansınızı” bizdeki avanaklara iki yüz yılı aşkın zamandır yutturmalarıyla uğraşıyoruz.
Sizin medeniyet diye dünyaya yuttrup, dışı cafcaflı süslü püslü ilericilik, aydınlıkçılık, hürriyetçilik yutturmalarınızın içindeki kirli, paslı, egoist, vahşet, irin barındıran emellerinizden zaten haberdardık.
Modernite, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, çağdaşlık… Felsefi ve sosyolojik olarak içiyle dışının asla bir olmadığı; teolojik açıdan da baktığımızda aynı kirlilik ve aynı yobaz akımın pençeleriyle egoistçe ve barbarca insanlığa saldırdığınızı biliyoruz.
Mitra, Kamilavka, Klobuk aranızda tarih boyunca sürdürdüğünüz karşılıklı savaşlarınızda günün sonunda Kipa Ştreimel, Spodik, Fedora ve Kaşket ile güç birliği yaparak topyekun asıl itibarı ile başımızın üzerinde taşıdığımız bizim kefenimiz olan Sarığımıza karşı tarihsel husumetiniz eşliğindeki kininizi, nefretinizi bırakın bir tarafa ve hak yoluna, hakkın gerçekliği tarafınızdan muharref edilmemiş haline dönüş yapın.
Sonuç..!
Bu son olaylardaki gelişmelerde gösterdi ki;
Amellerinizle tartılacağınız ilahi adalet terazisine bir adımınızı atmış oldunuz.
Korkmayın, endişelenmeyin;
Mizan terazisinde hiçbir haksızlık yapılmaz. En küçük bir hayır ya da şer en ufak bir zerre bile bu terazide hesaba katılır.
Haydi o zaman, ha gayret diğer ayağınızı da atın teraziye.


SAVAŞLARIN DÜNDEN BUGÜNE YEGANE NEDENİ… ”AL GÜLÜM, VER GÜLÜM”