Ne güzel tarif etmiş ”tek dişi kalmış canavar” diye Mehmet Akif Ersoy değil mi, aşağılık olan her yöntemi uygulamaktan geri kalmayarak kendilerini medeniyet maskesi altında saklayıp sözüm ona ”şerefli bir hedefe” yürüdükleri aldatmacasını insanlara ballandıra ballandıra yutturanları.
Neden o canavarlara kızalım ki?
Neden o canavarlardan nefret edelim ki?
O canavara hoş görünmek derdine düşen ”bizden olanlar” varken..!
Adına batı denilen tek dişi kalmış canavarın medeniyet yutturmacası üzeinden barbarlığından nefret edelim etmesine ama daha çok onların vicdanlarına sığınıp kendilerini onlara her türlü sunan ”bizimkileri” de unutmayalım.
Batı denilen tek dişi kalmış canavar, üzerine bindiği şeytanın atıyla içimize dalarken o atın seyisliğini yapan mücrimlerin peşine takılan gafletkeşler, bizim nefretimizden nasiplerini almasınlar mı?
O canavar ki, tek dişi kalmasına rağmen işlediği bütün cinayetleri, kulların kullara kulluğu ve Allah’tan başkalarının ilahlaştırılması temeline dayandırarak gerçekletirmedi mi ve hala aynı aldatmacalar ve göz boyamalar üzerinden cinayet işlemeye devam etmiyor mu?
Tespit bu. Teşhis bu.
Ya tedavi?
Onlara/ona ”tek dişi kalmış canavara”; Şirin görünmek için onun vicdanına teslim olan içimizdekileri ikna edebilmek ve batıldan arındırıp hak yoluna döndürebilmek için İslamın temelinden kat’a ödün vermek gibi gaflete düşmeden, İslam’ı onlara asla olduğundan başka göstermeye tevessül etmeyeceğiz. Edenlerle de kıyasıya savaşacağız.
Biliyoruz ki, bir milletin iki veya bir kaç nesli birbirine i’tikad yönünden muhalefet ederse, aralarındaki bütün bağlar kesilir. Hatta i’tikad ipi tamamen kopar veya kopartılırsa ilk önce aile bağları dağılıp karı ile koca, baba ile evlatlar arasındaki bağlar yok olur ki, bu da toplumun bütününe yayılarak birliği, dirliği ortadan kaldırır.
Ezcümel;
Tedavi için…
Haydi o zaman;
”Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız”..!


BUNDAN SONRASINI BUNDAN ÖNCESİ İLE ANALİZ ETMEK GEREKLİ…