15 Temmuz 2016, Türkiye Cunhuriyeti‘nin en karanlık gecesinde olup bitenleri anlayabilmek için öncesindeki ve sonrasındaki olup bitenleri doğru biçimde analiz etmek gerekiyor.
Ardından 15 Temmuz’un sonrasını çok daha ayrıntılı ve çok daha derin analiz ve idrak etmek kaçınılmaz.
İlk olarak, öncesindeki parçaları birleştirerek başlayalım.
Biraz geriye gideceğiz ve Milanyumun yani üçüncü bin yılın Vatikan’da nasıl karşılandığına ve amaçlanan geleceğe bakalım.
Vatikan için Asya, İstanbul’dan başlar. Dönemin Papa’sı Jean Paul milenyumu karşılama konuşmasında ”1. bin yılda Avrupa Hıristiianlaştırıldı, 2. bin yılda Afrika ve Amerika Hıristiyanlaştırıldı. 3. bin yılda hedefimiz Asya’yı Hıristiyanlaştırmak olmalıdır”.
Vatikan için Asya, İstanbul’dan başlar.
Bu tarihi mesajın ardından, o güne kadar İstanbul, Fatih’te Draman’da üstleenmiş olan Fethullah Gülen‘de Altunizade’ye yani Asya’ya geçerek tıpkı Vatikan gibi ritüellerini simglerinden taviz vermeden gerçekleştirmeye başlıyordu.
Fethullah Gülen, milanyum kutlamalarına 1998 yılında; Papa’ya ”pek muhterem Papa cenapları” diye başlayan ve dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in tavsiyeleri ile Papa Jean Paul‘a ulaştırılan o meşhur mektubu ile başlamıştı. Mektupla yetinmeyen Gülen bu seferde Bülent Ecevit’in selamıyla Vatikan’a giderek Papa’yı makamında ziyarete gidiyordu.
Bu esnada TÜSİAD‘ın ”Fethullah Hoca’nın temsil ettiği tez daha doğrusu sentez, en işe yarar proje olarak görünmektedir.” açıklaması geliyordu. Düğün değildi, bayram değildi ve tüm bunlar 28 Şubat’ın dindarların üzerinde kasırga gibi estiği günlerdeki gelişmelerdi.
Ve emekli bir vaiz uluslararası arenada oradan oraya estirip devam etmekteydi ki Vatikan’da Papa’nın ölümünün ardından yeni bir Papa Benedictus seçilmiş ve İstanbul’a bir ziyaret gerçekleştirerek Katolik ve Ortadoksları birleştiren amaç birliğini sağlayacak olan adımı atmıştı.
Bu arada ABD’de şahinler olarak bilinen ve dünyada kaos, çatışma ortamlarını sağlayarak ABD’nin ayakta kalabileceğini düşünen ekip etkin görev alarak kolları sıvamıştı.
Onları ilerki satırlara şimdilik kaydıyla bırakarak tüm bunların gölgesinde Türkiye’deki dinamiklerin stratejilerine kısa bir göz atmak gerekiyor…
Türkiye’de mevcut içerisindeki üç ayrı yapıya dikkat; Milliyetçi Kanat, Ulusalcı Kanat ve (ülkenin bekaası adına varlıklarının iyi ve gerekli olduğuna inanlıan) Derin Devlet olarak adlandırılıp ancak son on yıldır filmlerde, dizilerde suyu çıkartılan adamlar!… Diğer yandan ise neyin ne olduğunun daha pek farkında olmadığı sonradan anlaşılan ve Türkiye’nin önünün Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) sayesinde açılacağını sanan hükümetin, Derin Devletten aldığı bu yöndeki tastik sayesinde içi rahatlıyordu.
2011 yılına gelindiğinde ise YAŞ toplantısında TSK’daki komuta kademesinin emekliliklerinin istenmesi bir başka serüvenin önünü açan gelişmelere gebe olacaktı. Beraberinde Ulusalcı Kanat BOP’un ilerleyen süreçte Türkiye’ye zarar vereceği düşüncesine kapılmıştı bile. Ancak bu gelişmelerle birlikte 2012 Yılına gelinmişti ve ABD derin devleti BOP’a karşı çıkan ”eski dostlarını” satarak Ergenekon sürecinin düğmesine basıyordu.
Yine tüm bunlar yaşanırken FETÖ‘nün etkinliği ABD derin devleti tarafından yetkin hale getirilmiş artık yeni müttefik olarak on yıllardır hazırlanan, donatılan ve palazlandırılan FETÖ tümüyle devreye sokulmuştu.
Hakan Fidan!… MİT Müsteşarı olarak bu yapının ayağına ve derin ABD’nin de nasırına basan isim olarak gündeme geliyor. Fidan, FETÖ’nün üst aklın emrinde ve Türkiye’nin bekaasına en büyük tehdit olarak tespit ettiği tüm çalışmalarını dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a kapsamlı bir rapor olarak sunuyordu. Ve fakat sunulan o rapor o odada kalmayarak Hakan Fidan‘ı kurtulunması gereken 1. hedef haline getirmişti.
Başbakan Erdoğan bu raporun kendisine sunulmasının ardından FETÖ için frene basılması ve hatta ipinin çekilmesi kararını alıyordu!
Çünkü hükümet, ABD ve FETÖ’cü siyasi unsurlar tarafından; Suriye iç savaşını desteklemesi yönünde baskılara, telkinlere maaruz kalmaktayken Hakan Fidan’ın raporunda belirttiği gerekçeler nedeniyle böyle bir oluşuma geçilmesi imkansızdı ki, Türkiye’nin geleceği açısından da son derece sakıncalıydı.
FETÖ savcısı Sadrettin Sarıkaya devreye sokularak, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner ve eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş‘in ifade vrmeleri için savcılığa çağırıldıklarını basına servis etti.
Bu arada Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin komşularıyla arasındaki sinir uçlarına dokunmaya başlamıştı.
Türkiye’ye bir uyarı yapılması kararında birleşilmiş ve BOP nin aksamasının önü alınması kararlaştırılmıştı…
Gezi!… İşte bu uyarının avaz avaz yapıldığı gerçeklik olarak uygulamaya konsa da eylemciler iç baskılara daha fazla dayanamayarak dağılacaklardı.
Davutoğlu Başbakanlığa getirildiğinde ise MİT Tırları; patlak verdirildi. Nedenlerini sonuçları bakımından daha net anlamak mümkün olan bu sürecin hemen arkasından baskı kıskacı bu sefer de İngiliz dayatması olarak; Davutoğlu ekibinin PKK ile Dolmabahçe‘de bir araya gelmesi ile gerçekleşiyordu. Bu olay, Türk Kadim Devlet Geleneğinin çiğnendiği ilk olay olarak tarihe geçmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan tepkisini ”O kişilerle bir karenin içinde yer almayı hükümetimiz için doğru bulmadım” sözleriyle açık biçimde ortaya koyacaktı.
Davutoğlu’na görevden el çektirilerek, PKK ile yapılan mütabakata son verilmekle birlikte ne ABD ne de FETÖ dikkate alınmayarak en doğru olan neyse onun yapılacağına kesin ve tartışmasız biçimde karar verilip düğmeye basılacaktı.
İslam iş Birliği Teşkilatı Toplantı’sında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklenmedik çıkışı sayesinde Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) çöküyordu.
Ardından DAEŞ‘in İstanbul’da yaptığı bombalı eylemler geliyordu.
Pentagon!… Darbe için FETÖ’ye hazırlık emrini vermişti… Tek başına bunun yetmeyeceğini bilen CIA, Ergenekon’da tasviye edilen Ulusalcı ekibe darbe sonrasında onları dışarı çıkartacağı vaadini veriyordu.
O kadar mı? Tabiki değil!… Bir çok üst düzey bürokrat hatta bazı bakanlar dahi bu darbe için ikna edilmişler hatta darbeye destek vermeleri bile sağlanmıştı.
Pentagon, CIA ve FETÖ üzerinden planlarını tamamlamıştı ki, gerekli izin için başvuracakları ”BÜYÜK AMCAYA” bir türlü ulaşamıyorlar ve düğmeye onun izni olmadan basamıyorlardı.
Kimdi bu ”BÜYÜK AMCA”?… Dünyayı yönettikleri bilinen, söylenen ailelerin de üzerinde olan ancak son bir yıldır ortadan kaybolan o malum, Pentagon’un da üzerindeki: Diyelim ve başka bir zamana erteleyerek teferruatına girmeyelim.
Bu hengamede darbeyi altı ay ileriye atma kararı alındı. Fakat beklenmedik gelişmeler olmakta ve darbe bir an önce yapılmalıydı. Türkiye’de ise YAŞ kararlarında beklenmedik kararlar alınacağı ve Ulusalcı kadroların tasviye edilecekleri söylentileri yaygın biçimde dillendirilmeye başlanırken Hükümetin ve Milliyetçi Kanadın gözleri az biraz kapalıydı ki FETÖ derinden ve sinsi faaliyetlerini devam ettirmeye koyulmuştu.
Yeşilköy’de toplantılar yapılıyor ve son detaylar hazırlanıyordu. Bu toplantılara FETÖ’nün kuvvet komutanlıkları ve polisteki imamları katılıyorlar, detayları belirliyorlardı. Bu toplantıların başkanlığını ise Yeşilköy’de kuruyemişçi dükkanı olan bir isimdi.
Bu arada bir detayı atlamak olmaz… Fuat Avni!, ”Köşk imamından” edindiği bilgileri sosyal medyada paylaşmaya başalmıştı. Peki o Köşk İmamı bu bilgileri nereden alıyorsu? Cumhurbaşkanının yaverinden!…
Bu Köşk İmamının 15 Temmuz sonrası yurt dışına kaçtığını ancak başarılı bir operasyon sonucunda öldürüldüğünü belirtmekte fayda var. Diyelim ve devam edelim…
Yeşilköy toplantılarında alınan kararların arasında en dikkat çekici olanı ise, tutuklanacak 850 kişilik listenin içinde yer alan isimlerin arasında 60 tane de FETÖ’cünün isimlerinin olması. Ve sıkı durun bu isimlerden birisi de Adil ÖKsüz!
Aynı toplantılarda alınan diğer bir kakar da, darbeden sonra darbede rol alanların tasviye edilerek yönetimi yeni isimlere devretmelerini sağlamak.
Darbenin günü 26 temmuz olarak belirlenmişti.
Peki neden 15 Temmuz?…
En başında da belirttiğimiz üzere, bugün 14 Temmuz’a yani öncesine yönelik ardından, (yarın)15 Temmuz’a ve son olarakta 16 Temmuz sonrasına yine oldukça uzun bir yolculuk yapacağız.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!