”Terörsüz Türkiye” stratejisi, planı, söylemi, kapsamı, amacı ile hedeflenenin net ve anlaşılır bir dille halka açıklanması şart.
Halihazırda olduğu gibi; konu siyasi guruplaşma ve siyasi rekabetin çerçevelediği konumlamadaki mulak haliyle sürdürülerek, kamuoyunun bilgilendirilme alanı sadece siyasi liderlerin söylemleri, mesajları bağlamında daraltılmış olarak devam edemez.
Millet, ”Terörsüz Türkiye” bağlamında atılan/atılacak adımlara dair doğru soruları soramaz halde!
Süreç, APO’ya ünvan ve taviz vererek mi yoksa APO’nun statüsü devlet eliyle kısıtlanmış, etki alanı devlet tarafından daraltılıp hatta tümüyle ortadan kaldırılıp etki ve yetki alanının devlete devredilmiş haliylemi devam ettirilecek?…
Terörün yoğun yaşandığı hatta her gün, her dakika terörle/teröristlerle burun buruna yaşamış olan yarım yüzyılı aşkın süredir bölgede terör örgütüyle savaşan, bu savaşın gündelik yaşamlarında sıradan aksiyon haline geldiği bölgede görev yapan binlerce korucunun ve ailelerinin statüleri/şartları ne olacak?
Millete anlatılmalı. Millet inandırılmalı. Milletin ikna ve inanç çerçevesinde genel onayı alınmalı.
Aksi halde mi?…
Maazallah!
Milletin vicdanı ve adalet duygusu kökten öyle bir yaralanır ki, siyasetin ve siyasi figürlerin ötesinde devlete olan güven ortadan kalkar..!
Kerpiçten dışı sıvasız/boyasız iki göz odalı baba ocağından, anasının/babasının daha kokusunu koklamaya doyamadığı bebeğinin, avucundaki gelinlik kınası kurumamış yarinin yanı başından alıp; ”hadi koç yiğidim teröre/teröriste/vatan hainlerine/küffara karşı vatanını, namusunu, yurdunu, bayrağını, şerefini,imanını koruma/kollama sırası sende” diyerek dağda şehit verdiğimiz binlerce kınalı kuzu, geride kalan hepimizden hesap sorarlar.
Oysa ki,
”Terörsüz Türkiye” slogandan ibaret olmayıp iyi niyet söylemleri çerçevesindeki popilist beklenti ve daha öncekiler gibi açılım/saçılım fantazisi bağlamında siyasetin gereği olmayan; şehitlerimizin ve gazilerimizin asil mücadeleleri sayesinde temelini atmak için kendilerini feda ettikleri, uluslararası politika dahil iç ve dış merkezli müdahalelere rağmen yarım yüzyıl sürmüş fakat sonucunda elde edilmiş Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımının ifade edildiği başlıktır…
Ezcümle;
Bu gerçeklik başta şehit yakınları olmak üzere gazilerimize ve milletin her kesimine anlaşılabilir haliyle, siyaset dilinin uzağında; ikna maksatlı değil inandırmaya dayalı samimiyetle anlatılmaya muhtaçtır.
Konu millidir ve milletin inancına mutlak ihtiyacı vardır..!


”KIBRIS GÖLGE AĞIN İZLERİ” … ”KKTC’DEKİ SİNSİ/DERİN İSRAİL PLANI” 