İstanbul’un manevi bakımdan en kıymetli içeriklerini barındıran tepenin adı, 1934’ten bu yana neden hala Fransız oryantelist ve cinsel tercihi karmaşık bir herifin adını taşır?
Pierre Loti..!
Hatıratlarının ailesi tarafından, cinsel sapkın eğiliminin gün yüzüne çıkmaması adına gizlendiği, romanlarındaki vurguladığı çarpık ilişki alengirlikleri bariz, kaleme aldığı yazılarında beyaz ırkı önceleyip faşizan öğeleri ve tanımlamaları öne çıkartan, açık kaynaklardan kolaylıkla elde edilebilecek ahlaka aykırı fotoğrafları olan; yaşamının bir bölümünde hasbelkader yolu İstanbul’a düşmüş Fransız romancının adını getirip Eyüp Sultan’ın kabrinin en yüksek yerine oturtmuşlar.
Turizme katkısı olur diye mi?… İşgal yıllarında İngilizlere, Fransızlara dair bir iki kelam söz sarf etti diye mi?
Yavuz Sultan Selim gibi azametli bir Osmanlı Padişahı’nın kendi döneminde önemli devlet görevlerin getirdiği, ilim irfan sahibi İdris-i Bitlisi’nin adının yer aldığı, manevi anlamlarının akla isyan ettirdiği, milli şuurun banliklerimize hücum ettiği yerin adını kıçı başı ayrı oynamış elin Fransız’ının adıyla değiştir. Olacak iş mi?
Daha da vahimi;
1934’ten bu yana o ismi orada tutanlara ne demeli?
Çok mu zor değiştirilmesi, yoksa buna engel teşkil eden/edebilecek farklı işler mi var perdenin diğer tarafında?
Diğer taraftan;
Bu bir toplumsal duyarlılık haraketi olarak devam ettirilmeyi ve desteklenmeyi hak eden girişim halini alarak sosyal medya dahil her mecrada dile geitirlip kamu adına devletin ve yürütmenin yasların el verdiği haliyle desteklenip ortaya konulması gereken refleks hüviyetine dönüştürülmelidir.
15 Eylül’de Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın ortak çalışması ile on beş ili kapsayan ve son derece yerinde hatta gecikmiş ama geç kalınmamak adına çok ama çok önemli olan #AilemGüvende operasyonları bu yazıda bahsettiğimiz hassasiyetlerde öncelenerek çapı çok daha genişletilerek sosyal hayatın tüm alanlarını kapsayacak biçimde ilerletilmelidir.


”KIBRIS GÖLGE AĞIN İZLERİ” … ”KKTC’DEKİ SİNSİ/DERİN İSRAİL PLANI” 