Tıkanıp kaldılar.
Dilleri ağızlarında büyüdükçe büyüyor.
”batı medeniyetçiliği”, ”batı ilericiliği”, ”batı aydınlıkçılığı”… Diyerek, yazarak nesiller boyu kendi insanını kötüleyen, aşağılayanlar; hayran oldukları o medeniyetin inim inim inlediği bu günleri görmeyi hayal dahi etmemişlerdi.
Birinci evresini Lale Devri ve Tanzimat arasında, ikinci evresini İttihat ve Terakki ile tamamlayıp ardından üçüncüsünü 27 aralık 1949’da ABD ile imzalanan müfredat (fulbright) anlaşması ile taçlandırdıkları, adına ”medeniyet” dedikleri eğitimden kültüre, sanata, siyasete kadar sirayet ettirdikleri aslında kendi AŞAĞILIK KOMPLEKSLERİNDEN BAŞKA HİÇ BİR ŞEY DEĞİLDİ!
Reform-Rönesans! Nerede?
Geriye kalan; TEK DİŞİNİN SÖKÜLMEK ÜZERE OLDUĞU BİR CANAVAR YIĞINI!
Bakmayın can çekişirken dahi kuyruğunu sağa sola kıpırdatmasına, boynu vurulan yılan misali o tepkiler.
Olgulardan uzaklaştırıp, algılarla yola düzdükleri kervanı dağıldı.
1820’de Türk yurduna ilk adımı atıp ardından İzmir, İstanbul, Antep, Merzifon,Adana, Tarsus gibi daha sayısız yerde, bin 900 den fazla misyoner okulu ile içimize zerk edilen ”aşı!!” sayesinde varlıklarını sürdüren ”beyaz” güruh ve onların devşirdikleri şimdi amansız bir telaşın içindeler.
Ellerinde kalanı cem edip yükleniyorlar.
Azı dişleri söküldü sökülmesine de içimizdeki köpek dişleri son bir gayretle cavlamaya çalışıyorlar.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!