Her fırsatta ve zeminde; Dindarları töhmet altında bırakma fırsatını kaçırmıyorlar.
Laiklik ve laikçilik üzerinden yapacakları vurguyu her defasında uydurma bir terör örgütü üzerinden yenileyip ”mankurt” hafızaların hatıralarında taze tutmaya çabalıyorlar.
Bu alışkanlıklarını elde edilemez bir konfor haline getirdiler. Nasıl olsa pazarı hazır ve alıcısı çok olan bu vahadan beslenmeleri kolay.
Asıl amaçları; Türkiye’de on yıllardır operasyon çeken kirli ilişkiler ağının güç odaklarını bir başka deyişle derin ABD’nin elinde tuttuğu ipin ucunda hareket eden, komprador burjuvazi ile eklemlenmiş yapıların içinde yer alan kişileri ve çevreleri bu işlerin içinden çekip çıkartmak, gözlerden uzak tutmak hatta hiç bulaştırmadan işin içinden sıyırmak.
Bunlardan en önemlisi ve en ilgi çekeni hatta ”pazarda hala alıcısı bulunan” BAŞ YALAN!
Uğur Mumcu suikastı üzerine kurgulanan ”yalan rüzgarı”…
2000 yılındaki ”umut operasyonu” başlığı altında gösterime sunulan ”Mumcu’nun katilleri Tevhid Selam-Kudüs Ordusu terör örgütüne mensup İslamcılar” kuyruklu yalan rüzgarından söz etmemek olmaz.
”Türk basınının ve televizyon programcılarının anlı, şanlı duayen isimleri” bu yalan rüzgarını üflemeye ve hızını arttırmaya öylesine gayret ediyorlar ki, neredeyse bu uğurda tık nefes olacaklar.
O yıllara dönülecek ve beraberindeki gelişmeler gerçek boyutlarıyla ele alınacak olursa; TEVHİD isimli dergide ve SELAM isimli gazetede, Fethullah denen şaklabanı daha o yıllarda nasıl eleştirdiklerini ve sonucunda emniyetteki ve yargıdaki gladyo unsurları sayesinde yıllarca zindanlara nasıl ve neden tıkıldıkları çok daha iyi anlaşılır.
Yalan Rüzgarı; 1993’te vizyona sokulup, 2000’de görülen davalara kadar uzanırken sanıkların duruşma ifadeleri ile emniyet ifadeleri arasındaki derin ayrılıklara özellikle dikkat etmek gerekiyordu. 1993’ün olay yeri tatbikatında servis edilen sanıkları ile 2000’de hakim önüne çıkartılan diğer sanıklar… Neler dediler, nasıl ifadeler verdiler?
Tümüyle ısmarlama ve naylon faturalar üzerinden düzmece ADALET(!) bugün hala servis edilmeye devam ediyor.
Umut Davası sanıklarından Rüştü Aytufan’ın; 2001’de mahkemedeki ifadesi neden gözlerden kaçırıldı ve hala kaçırılmakta? Gibi, gibi, ve dahi gibi bir sürü detay ayrıntı, içerik GERÇEK neden sümen altı edilmeye devam ediyor?
Uğur Mumcu’yu her yıl marşlarla, söylevlerle, şiirler şarkılarla, anlı şanlı gazetecilerin köşe yazılarıyla ananlar, hatırlayanlar ve katledilmesini kınayanlar!… Neden işin gerçek yönlerini araştırmayı, detaya inmeyi seçmezler de önlerine sunulanı tıksırıncaya kadar yerler, yutarlar(?)
Cinayetteki; CIA bağlantıları ile Gladyo işbirliği ve o tarihte Mumcu’nun en ama en yakınındaki o isme dikkat!
Hala ”Türkiye’nin en güvenilir araştırmacı gazetecisi” seçilmeye devam eden Uğur Dündar(!)… Yazdığı bu yılki anma yazısında neden Yalan Rüzgarına nefesiyle hız vermeye devam eden yazıyı kaleme aldı? nerede kaldı araştırmacı gazeteciliği?
Hitler’in propaganda bakanı, Gobels’in dediği gibi; ”Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaklardır!”


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!