İngiliz siyaset aklı her zaman olduğu gibi ”İngiliz Derin Devleti” üzerinden yönlendirilip yürütülmeye devam ediyor.
İran, İsrail gerginliğinin fiilen çatışmaya evrilmesinin arkasında, İngiliz siyaset aklı ile ABD müesses nizamının örtülü çatışmasının yarattığını iyi okumak gerekiyor.
Bu okumayı sağlıklı yapabilmek için İngiltere’nin 1. ve 2. Dünya Savaşları sonrasında Uzakdoğu ve Ortadoğu stratejilerinin konseptini kısaca gözden geçirelim.
Kuzey Kore Uzakdoğu’da İngiltere’nin karakol ülkesidir!… Kuzey Kore’nin ikide bir ‘deneme’ bahaneli karadan havaya, denizden havaya Japon Denizi’ne, Sarı Deniz’e füze fırlatarak bir traftan Hindistan’a diğer taraftan da Japonya’ya verdiği göz dağının arkasındaki teknolojiyi İngiltere’nin sağladığını bilmeyen yok.
Çin; Algıların aksine ABD’yi tehdit eden değil, ikna eden ülkedir!… Kendi çıkarları doğrultusunda ABD ile örtülü biçimde yürüttüğü karşılıklı halim selim ilişkilerinin bozulmamasını önceler. Yazılı olan beş bin yıllık tarihte Çin zaten bu yönüyle bilinmez mi? Klasik eğilen bükülen diğer taraftan kendi işinin olduğuna bakan Çin politikalarını hatırlayalım.
Yine İngiliz derin aklı burada da devrededir. Ve Çin’in ekonomi yönetimi uzun sayılabilecek bir süredir, Hon Kong’un Çin’e devredilme süreci ile başlayıp hala devam eden, Avrupa’da özellikle merkez üstleri Londra’daki bankacılık faaliyetleriyle tanınan, ”Aşkenaz” Yahudi kökenli tarihsel olarak, Orta ve Doğu Avrupa Yahudi geleneğine mensup bir aile olan Rothscild (Rokşild) ailesinin gözetimindedir.
Uzakdoğu’daki bu İngilz derin devlet aklının plan ve stratejik hamlelerini gözden kaçırması beklenmeyen ABD derin devlet aklı yine İngiltere’ye rağmen Çin ve Hindistan politikalarındaki hamlelerini satranç tahtasındaki hamleler gibi ince, derin ve sabırla organize etmeye özen gösteriyor.
İsrail!…
Temellerinin 1. Dünya savaşında atıldığı strateji sayesinde, 2. Dünya Savaşı süresinde ise Nazi Almanyası’nın arka bahçesine nüfus edilerek Adolf Hitler’in etnik zaaflarından faydalanıp savaş sonrası İngiliz Derin devlet aklının Ortadoğu’da kurdurduğu diğer bir karakol ülke;
Ne var ki, 2. Dünya Savaşı’nın sona erdirilmesi ile değişen yeni dünya düzenindeki konseptin gereği olarak ABD ve İngiltere arasında gibi görünen fakat ve ama tarihsel gerçeğinde ”İngiltere’nin kendi iç savaşı” bu sefer İsrail üzerinden Ortadoğu’ya, Ortadoğu’daki petrol yataklarına hükmetme çekişmesine evrildi.
En üstteki kukla oynatıcısının elindeki ipin bir ucunda İngiliz ekonomisini ayakta tutan Aşkenaz Yahudisi Rothscild Ailesi diğer ucunda ise ABD’de üst kurmuş katı Protestan olan Rockefeller ailesi…
Bugün yaşanılanları kökensel olarak bu perspektif üzerinden değerlendirdiğimizde;
ABD’nin Ortadoğu’daki tüm atraksiyonlarının nedeninin altında yatan temel mecburiyeti daha net edebiliriz… Ve İngiltere derin devlet aklının Ortadoğu’ya yerleştirdiği İsrail’in bölgedeki etimolojik nedenlere dayandırarak sürdürdüğü hercai politikalrının önünü almaya, örtülü biçimde sürdürülen İngiltere güdümlü girişimlerin olabildiğince sanki İsrail’leymiş havasını vererek akamete uğratmaya dayalı stratejik ABD hamleleri biçiminde analiz edelim.
İran!… Bu hengamede arada kaynayan mazlum asla değil.
1979’da Tahran’a İngiltere tarafından ayak bastırılan Humeyni‘nin; ”Kahrolsun ABD, kahrosun İsrail” sözlerini gelişi güzel sarf etmediğini ABD derin aklı net biçimde okumuştu ve bu sözlerin ”İsrail’in varlığının tescili” anlamına geldiğini biliyordu.
İran’daki Mollalar’a yönelik pozisyonunu o tarihte belirleyen ABD, bugün İsrail’le birlikteymiş görüntüsü altında Molla’lara yönelik, İran’daki rejim değişikliği konseptini her şeye rağmen uygulamaya koyulmuş durumda.
Peki neden şimdi? Sorusunun cevabı yok!
Senaryoları, planları, stratejileri, kavgaları, savaşları, anlaşmaları, atılan füzeleri, ekonomiyi, enerjiyi ve akla gelebilecek nevar ne yok her şeyi sayısız biçimde analiz edebilriz, yorumlaya biliriz. Ancak günün sonunda tek bir gerçekle yüzleşiriz.
O gerçeklikse;
Başta da belirttiğimiz gibi; İpleri elinde bulunduran en tepedeki herhangi bir dine, herhangi bir inanç sistematiğine asla bağlı olmayan, parayla, ekonomiyle alıp veremediği olmayan sadece sahada yarattığı algılar sayesinde kendi olgularını önceleyen ve tümüyle ”ojenik” temlli davranış prensibini dünyaya uygulatmaya dayalı harisçe kurguladığı beklentilerinin gerçekleşmesini sağlayan ”kuklacının” manyaklıklarıdır.
Kuklacıya teslim mi olmalıyız?
Korkup sinip saklanmamız, ona boyun mu eğmemiz gerekiyor?
HAMDOLSUN Kİ ASLA!
A’râf Suresi 13… ”Öyle ise in oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Artık sen aşağılıklardansın!”


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!