Türkiye üzerine oynanan oyunların en pespayesine gereğinden fazla odaklandık.
6’lı Masa diye isimlendirilen kumpanyanın, bilinç altımızı çadır tiyatrosuna çevirdiğini farketmeksizin günlerdir sahneledikleri maskaralığın sadece magazin kısmına takıldık kaldık.
Cambazlarının performanslarına odaklanıp, telin üzerinde aralarında çevirdikleri antin kuntinleri izlerken başlarımızı etrafa çevirmeyi öylesine unuttuk ki, biz maskaralarla oyalanırken ayaklarımızın dibinden gelip geçirilenleri fark edemedik.
ABD Genelkurmay Başkanı‘nın Suriye’deki üssündeki ABD’li dokuz yüz askerini bahane ederek aslında sınırımızın 30 km ötesindeki terör örgütlerinin silahlı güçlerini teftiş ettiği vakasını çadır tiyatrosundaki laylaylom sayesinde umursamadık.
Oysa biz güruh halinde; Saadet Partisi Genel Merkezi‘nin bahçesinde kurulan panayır çadırında, bir zamanlar yerlerde sürüklenerek başörtüleri başlarından çekip alınan o günlerdeki kızlarımızın bugünkü kız kardeşlerine, kız evlatlarına empoze edilen ‘bakın bugün bir aradayız dolayısı ile artık böyle bir tehlikeden korkmanıza gerek yok’ empozesinin İslamiyet’e dair sakalından başka eser taşımayan Karamollaoğlu sunuculuğunda, bahçede toplanan CHP’lilerin seslendirdikleri ‘İzmir’in dağlarında çiçekler açar ve Mustafa Kemal’in askerleriyiz ile Türkiye laiktir laik kalacak’ sedaları eşliğinde nasıl nakşedildiğine kilitlenmiştik.
Üstelik işin garibi, o akşam SP Genel Merkezi‘nin bahçesinde toplanan CHP‘lilerin, 10 Aralıkçılar tarafından ‘Mustafa Kemal’in askerliğinden çoktaaan terhis edildiklerini’ ancak sefer görev emri icabı oraya çağırılanlar olup kendilerini hala CHP’li zannedenler olduklarını bildiğimiz halde izlemeye devam ettik.
Adalar Denizi‘nde, Alman ve ABD donanmalarına ait savaş gemilerinin tur attıklarını görmedik.
Çünkü haber kanalları, gazeteler, sosyal medya tümüyle hep birlikte malum kumpanyanın çadırına tıklım tıkışık doldurulmuştuk.
Ülkenin her tarafında depremler irili ufaklı devam ederken, kıytırık kumpanyanın çadırına sergilenen pespayeliği, on ilimizi yerle bir eden depremden sonra geride kalan milyonlarca maduruna tercih ediverdik.
Deprem bölgesini hatta İstanbul’u, depremle korkutup/ürküterek sürekli afaki konuşmalarıyla hızlı biçimde boşaltılmaya teşvik eden toplum mühendisleri hiç dikkatimizi çekmedi.
Bir çoğumuz o çadır tiyatrosundayken, şükür ki Türk Devleti, Cumhurbaşkanımız önderliğinde tüm erki ve iradesiyle görevinin başında.
Çıkalım o kumpanyanın pespaye çadırından.
Hani durmayacaktık, hani durmak/duraksamak yoktu?
Haydi o zaman; ” DURMAK YOK YOLA DEVAM ”
Cumhurbaşkanımız, bizi bekliyor..!


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!