İç cepheyi sağlam tutmak!
Ne demek?…
Bazılarının zannettiği gibi; duvarların iç kısımdan taş yünü veya poliüretan köpük gibi malzemelerle kaplanarak ısı kaybının azaltılması ve rutubetin önlenmesi işlemi olan binaların iç ve dış mantolaması değildir.
”İç cepheyi sağlam tutmak’‘ dendiğinde idrak edilmesi gereken anlam;
Toplumun farklı kesimlerinin ortak değerler ve vatan savunması etrafında kenetlenmesinin öncelendiği; Siyasi, ekonomik ve sosyal krizlere karşı toplumsal yapının direncini korumasıdır.
Türkiye’deki mevcut muhalefet etme anlayışında bu tanıma iştirak edebilen aidiyet ruhunu bulabilmenin imkanı var mı?… Yok.
Fonksiyonel aidiyet ruhunu içsel meselelerinde dahi barındırmaktan vareste yapıdan bu denli özveri isteyen bir beklentimizin olduğu zannedilmesin…
Çünkü kendi içi meselelerinin çözümünde bile türlü yersiz, yolsuz angajmanlara boyun eğerek, ilkesel erozyona uğrayan muhalefet gerçeği karşısında; Uluslararası siyaset arenasında, kendi ülkesindeki siyasal gelişmeleri kapı kapı dolaşıp yabancı basın kuruluşlarına şikayet etmeyi adet hatta gelenek haline getirmiş bir yapıdan beklentimizi abartılı bulan görüşlere karşı ”malesef” boynumuz eğik haldeyiz(!)
Parlamenter düzeyindeki muhalefetin ülkenin yek vücut olunması gereken koşullara karşı nakızlığına eşlik eden ve bu nakız yapıyı destekleyen kitlenin beslendiği ”ötekiler” damarı acil bypass edilmeli.
Ama nasıl?
İşte bu sorunun cevabı da arkaik dil kullanmamaktan geçiyor.
Karşınızdakilerin bilgiden uzak olan. ”her zaman kazanan en iyi fikirdir” değimine karşı olan tilt vaziyetlerinin üzerine gidilirken bilgi odaklı argümanlar öncelenmelidir.
Ne var ki,
Bilgiye kapalı salt ezberletilmiş galat-ı meşhur üzere organize edilmiş yapıyı kökünden sarsıp, köklerinden kopartarak, hastalıklı topraklardan alıp tertemiz yeni alanlara nakledip kendisine getirebilmenin imkansızlığı ise ayrı bir gerçeklik.
Ne yani, bu mevcut muhalefet yapısı karşısında ”iç cepheyi sağlam tutmakta yetersiz miyiz”?
Hamdolsun ki, öyle bir acziyetimiz hiç bir zaman, tarihin hiç bir diliminde olmadı!
Biz, bizi ”ötekiler” diye tarif eden ”onların” acziyetlerinin kısacık bir alanından söz ettik ve tespitimizi tazeledik o kadar.
Değer miydi?
Kim bilebilir, belki de değerdi!


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!