Meral Akşener’in, kurultayda aday olmayacağı yönündeki kararını farklı açılardan analiz etmek gerekir.
Seçim yenilgisi almış bir partinin sorumluluk bilinciyle haraket eden genel başkanı mı yoksa konjönktür gereği kurdurulan partinin kendisine biçildiği ömrü süresince ‘görev yapan’ figürü mü?
Neresinden bakarsanız bakın, konuyu gelişmeler süresince ne biçimde analiz edip yorumlaya çalışırsanız çalışın, günün sonunda İYİ Parti ve Meral Akşener’le ilgili yorumlarımızda en başından buyana haksız çıkan, yanılan olmadık.
Ne var ki, siyaset ağızının sıklıkla kendilerini devletle özleştrmelerine olan eleştirimizi saklı tututarak, Meral Hanım’ın da ara sıra ve sıklıkla, her fırsatta ”Devlete olan borcumu, görevimi yerine getirdim” bağlamındaki altı çizili dokundurmalarından her daim şikayetçiydik.
İktidar veya muhalefet kısacası siyaset devlet değildir!
Devletin reflekslerinde yer alan konularda erkler bakımından sorumlu olmakla beraber siyaset kurumu devletle kendisini özleştirip özelleştirdiği noktada demokrasi başta olmak üzere daha bir çok noktada halkın bakışı ve yaklaşımı paralel doğrultuda olumlu, olumsuz ideolojiler bütünlüğünde farklılaşır.
İYİ Parti’de suların hangi mecraya akacağı tartışmaları kimin umurunda?
Su akar yolunu bulur.
Akşener’in işaret edeceği herhangi bir isim İYİ Parti Genel Başkanı olur.
Sonrasında mı?
İYİ Parti flu bir muhalefet çizgisinde veya iktidara yakın belli belirsiz rotada ilerler.
Her iki durumda da İYİ Parti bundan sonra kendilerine statü arayışında olan tiplerin il veya ilçe başkanlığına talip olacağı, siyaset yapar görünümünde lav edileceği sürece kadar dernek kıvamında durumu idare edecektir.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!