Biz müsilajı (deniz salyasını) görüntü kirliliği olarak algılayıp, manzara keyfimizi bozuyor diye ondan nefret etsek bile… işin aslı şu ki, deniz dibine çöken müsilajın kabuklu deniz canlıları tarafından emilmesi ve bunların besin olarak tüketilmesi insanlar üzerinde; felç, parkinson, alzheimer, ALS ve MS gibi nörodejeneratif hastalık riskini artırdığı yönündeki kaygıları göz ardı edemeyiz.
Hatta kaygının ötesinde bilim insanlarının bu yöndeki uyarılarını can kulağı ile dinlemeliyiz.
Kabuklu deniz canlılarının besin olarak tüketilmesindeki sakıncayı sürekli olarak vurgulayan bilim insanları, midye tava, midye dolma gibi besinlerden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyorlar.
Çiftliklerde üretilmiş dahi olsa midye tüketmek bu süreçte çok ama çok riskli.
Uzman görüşlerine bakılırsa midye çıkartmak ve çiftliklerde üretmek bu süreçte yasaklanmalı denmekte.
Biz müsilaj denen bu deniz tabanındaki bitkilerin kendilerini inorganik maddelerden korunmak için ürettikleri bakteri ile yeni tanışıyor olsak bile dünyanın değişik ülkelerinde bu konuda yapılmış çok sayıda araştırma ve incelemeler varmış biz daha yeni öğreniyoruz.
Bugün sözü denizlerden açmışken;
Balon ve aslan balığı denen deniz canavarlarından da söz edelim.
Akdeniz’de, deniz balıkçılığını ortadan kaldırıp yerine çiftlik üreticiliğini ve bu sayede milyar dolarları cebine indirmeyi öngören İsrail, ”Kuzey Afrika sahillerine ve Ege Denizi sahillerine bu türleri özellikle bırakıyor” yönündeki iddialar ne derece doğrudur bilinmez ama işin içine İsrail aklı dahil edilince inanması güç olmuyor.
Bu ve benzeri görülen veya görülecek olan tehlikelere yönelik, Türkiye‘nin denizleri ile ilgili savunma stratejisini bir an önce hayata geçirmesi gerçeği ortada. Aksi halde açık denizlerimizde ve Marmara’da balık tutmak hatta tutulan balıkları tüketmek hayal olacak gibi görünüyor.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!