1. Dünya Savaşı’nda ‘kaybettik’ yine ‘kaybedebiliriz’ travması on yıllardır yakamızdan düşüremediğimiz psikolojik açıdan toplumsal gerginliğimizdir.
Tabi ve tartışılmaz biçimde; Kurtuluş Savaşı, jeostratejik kazanımımız sayesinde taçlanan Milli Mücadele Destanı‘dır.
Ne var ki, çemberin kapatılacağı ŞAHLANIŞ dediğimiz son evre olan jeopolitik kazanımı elde etmemiz bir Kasım sabahı engellenmiştir.
Aradan geçen on yıllar süresince tedirgin hatta bir çok sahada ‘edilgen’ pısırıklığına bürünmüş; Sanayileşmesine izin verilmemiş, üretimi engellenmiş, tarımı baltalanmış, eğitimi yozlaştırılmış, sanatı köreltilmiş, savunma ve silah sanayinde dışa bağımlı, emperyalizmin maşası halinde demokrasisi on yılda bir darbeler sayesinde tesis edilememiş ayaklarının üzerine kalkmasına izin verilmeyen haldi o halimiz.
Buraya kadar kıyaslamadan uzak sadece tecrübelerin ışığında tespitler üzerinden özetle erişebildik.
Kıyas veya mukayese sınırına dayandığımız tarih sürecini bir kaç periyot altında incelememiz mümkünken bu platformda/yazıda zaman ve mekan açısından bunu yapabilmemiz imkansız.
Zamanda sıçrama yaparak bugünün düne kıyasla gerçekliklerini bütünü ile kıymet ekseninde değerlendirmek gerekir. Çünkü eriştiğimiz nokta bunu fazlasıyla hak ediyor.
Önemli ölçüdeki eksikliklerin tespitinde zorlanmayacağımız tamamlanmayı, dizayn edilmeyi bekleyen bir çok konu, iş, yasa taslakları var. Her biri tamamlanmaya muhtaç olmazsa olmazlarımız. Ancak kazanımlardan yola devam etme şartını göz ardı etmemeliyiz.
Siyaset kurumu ile başlayalım.
ilk saldırılan yapıdır aslında siyaset. Her daim eleştirilen, memnuniyetsizliğin odağıdır. Gel gelelim bunca eksinin yanında en büyük artısı demokrasinin topluma ve toplumla birlikte ülkenin geleceğine hiz üretmesi açısından mecburiyetin de hatta muhtaçlığın tek adresi siyaset kurumudur.
O alanı derleyip toparladığımızda, siyaset kurumunu ayakları üzerinde itibarına eriştirdiğimizde halkın ve ülkenin geleceği aslen teminat altına alınmış demektir. Gerisi kolaylıkla biribiri ardına gelmeye devam eder. Ekonomi, eğitim, kültür, adalet,sağlık, tarım onlarcası siyaset kurumunun haysiyetine emanet yapıtaşlarıdır.
Devam edeceğiz.
Tespitlerden inkar edemeyeceğimiz somut gerçekliklere devam eden yolda anlatmaya, yazmaya, konuşmaya devam edeceğiz.
Bugünlük bu uzunlukta kısa keselim.
Umarım ki, dünden bugüne hatta yarına dair samimi tespitler ışığında mecbur olmamaıza rağmen siyaset bağnazlığının ötesinde düşünmenin yolunu açmakta bir adım atmışızdır.


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!