Kuzu kuzu mee!..
Taban, kendisini ait hissettiği siyasi harekette olan bitenden haberdar olmama ”konforunu” tercih ettiğinde işler ”böyle yürümeye” devam eder.
Olguyu takip etmek yerine, algıya kapılmaya müsait kitlelere yön vermek dünyanın en kolay işidir.
Göbels’in de dediği gibi; ”öyle büyük bir yalan atacaksınız ki, ve bu yalanı sürekli tekrar edeceksiniz”
Araştırmayan, irdelemeyen, analiz etmeyen konformist kitleleri oradan oraya ve sürekli olarak savurmak çok kolay.
Enternasyonal hipnoz çağının zirvesinde bu çok daha kolay… İki yaşında bebeğin, elektronik bir aygıta (tablet veya cep telefonu) hakim olma durumunun yanında yetişkinler düzeyinde bu paradoksu açıklamak ne kadar zor olsa bile uygulama tam tersi yönde ”çok basit” olduğunu kanıtlıyor.
İletişim Çağı adı verilen bu dönemde, insanların organik olarak iletişimsizlik garabeti sosyal hayatın tümünde insanlık adına zavallılık olarak kendisini gösteriyor.
Siyaset bu zavallılığın doruk noktasında… Ne olmamızı istiyorlarsa o oluyoruz.
Bazen sürü mantığında hareket ettirilen koyunlar bazen de tıpış tıpış oy sandığına yönlendirilen taytay bebekler…
Sosyal ağ!… Hangi sosyallik? Abartılı sosyal deneye falan gerek duymaksızın; Bu akşam evine giden herkes, kendisini ve aile bireylerini uzaktan bir izlesin! ne demek istediğimizi çok net anlayacaktır.
Konformist kitleler girdabına her geçen gün eklemlendirilen sayısı artarken, maddesel ve manevi alemde insanlığın bilinç ve manevi manadaki tarlası ”sürülmeye devam ediyor”.
Siyasete dahil olmak… partili veya sempatizan ölçülerinde fark etmeksizin mensubiyet hissetmeyi motomot karşıtlık olarak algılama gereğini toplumlara aşılayanlar varlıklarını bu sayede devam ettirebiliyorlar.
Daha dün, Muharrem İnce’yi yere göğe koyamayanlar bugün, yerden yere vuruyorlar… İki yıl öncesiyle, bugün arasında değişen değerler olgusunda kendilerinde ne gibi bir ilerleme kaydı sezmiş olabilirler? Veya Muharrem İnce’yi o gün göklere çıkartırlarken hangi bilgi, hangi tanıma, hangi yakınlık merkezi üzerinden bu refleksi ortaya koyabilmişlerdi?… İşte olgu yerine kitlesel algının kendilerini hızla taşıdığı nokta tam da burası.
Bu çevrelerin tarlaları nadasa bırakılmıyor. Neden bırakılsın ki, verim her geçen gün artmakta.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!