Gıda Terörü kamu vicdanına göre;
Gıda tedarik zincirinin kasıtlı olarak kirletilmesi, tağşiş edilmesi (hileli karıştırma), taklit edilmesi ile halk sağlığını ve ekonomiyi, sosyal düzeni hedef alan eylemleri ifade eder.
Örneğin mısır gibi GDO’lu ürünleri yurt dışından hayvan yemi olarak 1/10 fiyatına tedarik edip düşük gümrük vergisi ile ülkeye soktuktan sonra sahte raporlarla ”normal ürün” gibi piyasaya satmak, gıda firmlarına pazarlamak nasıl bir eylem adı altında isimlendirilmelidir?
Kamu vicdanındaki algılanmasına rağmen mevcut yasalara göre bu yollarla ülkeye sokulan ve pazarlanan tahıllar, ekonomik/kamu sağlığı suçu kapsamında değerlendirilmektedir.
Ancak eylemin gerçekleştirilme biçimine göre; 5 yıldan 12 yıla, 4 yıldan 9 yıla, 3 yıldan 7 yıla kadar değişen ve gümrük kaçakçılığı, resmi belgede sahtecilik, kişilerin hayatlarını ve sağlığını tehlikeye sokmak gibi suçlar eklendiğinde cezalar katlanarak artmakta.
Örneğin;
Tekirdağ Limanı’nda Rusya/Ukrayna’dan gelen tonlarca (40 bin ton+) mısır ve kanola gibi ürünlerde GDO+toksin tespit edilmişti.
Ülke komuoyunda yeteri kadar ”magazin değeri” olmaması nedeniyle hak ettiği ilgiyi çekmeyen bu konu hakkında;
Sahte analiz raporlarıyla ülkeye sokulduğu iddiasıyla soruşturma açılıp gözaltılar yapılarak iddianame hazırlandı. Sanıklar bio güvenlik kanununa muhalefet, kaçakçılık ve halk sağlığını tehlikeye sokmak suçlarından yargılanmaya devam ediyorlar.
Buzdağının altındaki kısmı bir biçimde kamuoyunun ilgisinden ve bilgisinden uzak tutulduğu düşünülen bu kapsamlı dava sessiz, sedasız devam ederken, önümüzdeki günlerde sosyal medya başta olmak üzere ülke genelinde hak ettiği ilgiyi yoğun biçimde üzerine çekeceğe benziyor.
Özetle;
Bu eylemler ”terör suçu’‘ kapsamında değerlendirilmiyor olsa bile…
Kamuoyu nazarında ”gıda terörü’‘ veya ”ekonomik terör”, ”sağlık terörü” olarak nitelendirilmeye devam edecek.


BİR FOTOĞRAF BİN KAPIYI AÇAR..!
GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!