Türkiye’nin bölgesindeki gelişmeler başta olmak üzere kıtalar arası hassasiyetler içeren gelişmelerin merkezinde yer aldığı ve üstlendiği başat rolleri farklı okumak ve analiz etmek gerekiyor.
Siyasetin içerideki aktörlerini oluşturan muhalefet kanadının, ulusal siyaset stratejilerini okuma, yazma engelli olmasını bir yana bırakıp diğer ve asıl unsur kabul ederek uluslararası diplomasi merkezli yapacağımız her okumada bütün yolların ANKARA‘dan geçtiğini rahatça analiz edebiliriz.
Nasıl?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın yurt dışı gezi programına göz atarak ve öncesinde veya hemen ardından Dışişleri Bakanının ziyeret programlarını inceleyerek/analiz ederek gelişmelerin geleceğe dair ayak izlerini takip edebiliriz.
Bu programı siyasetin dar alanına sıkıştırmadan, salt politik sıradan aktiviteler olarak değerlendirme tembelliği yapmaksızın çok daha geniş, çok daha detaylı, çok daha DERİN ele almak ve analiz etmek gerekiyor.
Dememiz o ki, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın her sözünün, her adımının, her bakışının, her yorumunun dünden başlayan sürecin veya süreçlerin bugüne yansıyan ve geleceğe ışık tutan çok ama çok önemli atılımları, girişimleri, talepler, planlamaları, stratejileri olarak değerlendirilmeli.
” TÜRKİYE YÜZYILI ”… Söylemi,
Kulaklara, gönüllere hoş gelsin, şovenist duyguları parlatsın diye ortaya atılmış slogandan ibaret olamaz değil mi?
Bir tarafıyla dünyanın doğusunda, diğer tarafıyla dünyanın batısının kalbinde Vatikan‘ın ortasında Aziz Petrus Meydanı‘nda otağı kurabilecek düzeye erişen Türk Devlet Aklı‘ndan söz ettiğimiz anlaşılabilmiştir diye umuyoruz.
Aynı masa bir diğer gün Orta Asya’daki başka bir kaç yerde birden kurulmuşken hemen ardından Büyük Britanya‘nın kalbinde davetlilerle birlikte kuruluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, son olarak geçtiğimiz hafta Atina‘da kurdurduğu masada sözünü ettiği ayrıntıların Yunanlılar tarafından net anlaşılmış olmasını umuyoruz.
Sirk çadırı değil. DİKKAT!… Türk Devleti Dünyanın her yerine OTAĞI KURUYOR!
Kısaca diyelim ki,
Türk Hakanları başlarına taç takmazlardı: Takmadılar, takmıyorlar ve takmayacaklar.
Ancak hepsinin batıdan, doğudan, kuzeyden ve güneyden edinilmiş taçlardan meydana gelen ‘taç koleksiyoneri’ olduklarını geçmişten bugüne tüm dünya bilir.
2023 ile birlikte adı konulan TÜRKİYE YÜZYILI’nda; Fatih Sultan Mehmet Han‘ın ardından torunu Yavuz Sultan Selim‘le devam edip 16. Osmanlı Padişah’ı Genç Osman‘a uzanan ancak gerçekleştirilemesi gecikmiş olan ülkünün devam ettiği sürecin sonuna noktayı koyup en önemli tacı koleksiyona katmak son Hakan’a nasiptir ki bundan hiç şüphemiz yok.
”Adriyatik’ten Çin Seddine” ve ” Hürmüz Boğazı’ndan Manş Denizi kıyılarına kadar”
Her şey daha güzel olacak!


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!