”İran’dan önce sırada Türkiye olsun” cuların hayalleri her zamanki gibi güme gitti.
Gezi Kalkışması ile başlatılan ve elitistlerin canhıraş destekleri sayesinde körüklenen, toplumsal mekanizmaları işlemez hale getirme çabalarının Türkiye’de işe yaramadığını fark eden çevrelerin iddialı strateji değişiklikleri devam ediyor.
Bir dönem ABD’li demokratların başını çektiği ve İngiliz bankerler eliyle dizayn edilmeye çalışılan uluslararası ortam koşullar sayesinde içerideki itirazların dışarıdan estirilecek aynı yöndeki rüzgarla eklemlenerek sonuç almaya yönelik tüm girişimler, Türk Devlet Aklı ve o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın koşulsuz direyetleri sayesinde boşa çıkarılmıştır.
Çünkü planlayıcılar tarafından gözden kaçırılan en önemli ayrıntı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin siyasi yapının başatlarıyla birlikte zannedilenin aksine tek merkezli, yekpare bir yönetim yapısına sahip olduğu ve kurumları ile sapa sağlam ayakta olduğu gerçekliğiydi.
”İran’dan önce sırada Türkiye olsun” diye bir yerlerini yırtanlar…
Analitik çizgiden uzaklaşarak, onları sahaya sürenlerden elde ettikleri fonların avuçlarının içinden kayıp yok olmasını hazmedemiyorlardı.
Türkiye’yi, İran çizgisinde yönetilen devletmiş gibi empoze etmeye gayret ederek kişisel veya sektörel avantajlarını sürdürme peşinde koşanlar; farklı çıkar guruplarının, güvenlik aygıtlarının, sözde din elitlerinin ve ekonomik ağların iç içe geçtiği çatışmalı bir iktidar yapısının kontrolündeki ekonomi yürütüldüğü algısını körükleyip, iç huzuru istismara açık hale getirmeyi amaçlıyorlardı.
Türkiye’de halkın üzerinde oluşturmayı hedefledikleri, genel kaos sistematiği içindeki beş belirleyici ana faktör olan; Mali Kriz, Bölünmüş Elitler, İkna Edici Direniş Anlatısı, Uluslararası Destek Ortamı ve Çeşitli Farklılıklarına Rağmen Kapsayıcı Muhalefet Koalisyonu şartlarını sağlamak adına kamuoyunun baskı altına alınması gerekiyordu.
Bu beş ana faktör sıralaması bizim yer verdiğimiz dizizimde olmasa da Türk halkı üzerinde algı operasyonları sayesinde ”hunharca” uygulamaya sokulmuştur.
”Türkiye İran gibi olacak”… söylemini amaçladıkları algı operasyonunun başına yerleştirip, İslam’ın bir rejim değil, İslam’ın yaşam biçimi..! olduğu esasının üzerini örtmeye hizmet eden çok sayıdaki yazar, çizer, akademisyen hatta siyasetçi dahi üreterek halkın karşısına sürmekten geri durmadılar.
Bu sayede liyakat yerine ideolojik sadakatın öncelenerek ödüllendirildiği ve vasatlığın teşvik edildiği algısına kolayca atlayabileceklerdi.
Ne var ki; İdeolojik kavram olarak verdiğin şeyi inanç olarak yaşayabilmenin önemini atlıyorlardı.
Ezcümle…
Ahlaktan ziyade ticaret ve siyaseti önceleyen, ahlakı hayatından vareste tutarak vatana ihanete varan sonuçlarına rağmen salt ticaret, siyaset bağlamlı planlanan yapılar akamete uğratılmaya mahkumdurlar.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, binlerce yıllık DEVLET AKLI, GELENEĞİ sayesinde İlelebet Payidar kalacaktır!
”Türkiyesiz Türkiye”…
tesis etme amacına hizme eden her akıl, her yapı, her plan, her oluşum, her strateji, her hıyanet ve ihanet, her odak, her insan yok olmaya, yok edilmeye fazlasıyla gönüllü olmuş demektir ve gereği yapılır!


GUSAN YEDİC(@4Gusan64835) HOROZ RESMİNİ ÇİZMİŞ ALTINI BİZ DOLDURALIM!